Yükselen Gençliğin hayat hikâyesi…

tren yolu

Yükselen Gençliğin hayat hikâyesi…
Muhammed Muhsin AKSOY (5 Eylül 2013)

Hepimizin belli bir gayretler neticesinde bir yerlere gelmiştik. Yanlışları düzeltme gayreti içerisindeydik. Doğru işlemeyen bir düzenin içerisinde tepkisiz bir şekilde durmayı kabullenemiyorduk. Yoğun çabalarla geldiğimiz yerlerde, önyargılardan ötürü bir yorumla tüm çabalarımız silinip atılıyordu.

Kimsenin yeni bir şeyleri dinlemeye tahammülü yoktu. Belli noktalara gelmiş idarecilerin rahatlarını bozacak değişimlere karşı hiçbir şekilde sıcak yaklaşım sergilemeleri beklenemezdi. Atılan güzel adımlar sürekli bürokrasinin örümcek ağlarına takılıyordu. Herkes susuyor sadece kendilerine sunulan imkânlar doğrultusunda sistemin aksaklıklarını düşünmeden anlamsızca mücadele veriyorlardı. Menfi davalar uğruna hayırlı çalışmalar görmezden geliniyor hatta dışlanıyordu.

Sıkılmıştık artık önyargılardan, beceriksiz idarecilerden, hak etmediği halde bir yerlere gelenlerden, sırf siyasi görüşünden dolayı desteklenenlerden, şahsiyetsiz insanlardan, siyasi kamplaşmalardan ve daha niceleri…

Samimi olunduktan sonra farklı görüşteki insanların bir arada çalışabileceğini, birbirini destekleyebileceğini ve hatta birbirleri için fedakârlık yapabileceğini yaşayarak tecrübe edinmiştik.

Zaman geçiyordu ve bu birlikteliği devam ettirmek için bir şeyler yapmamız gerektiği noktasında duygular canlanıyordu. Ne yapabilirdik ki? Gençler olarak bir şeyler yapmalıydık.

Farklılıklarımız bizi biz yapan değerlerimiz değil miydi? Peki, neden bizi ayrıştıran etmenler oldular yıllarca? Yoksa bizi ayrıştırmak için mi kullanıldı şimdiye kadar farklılıklarımız? Oysaki Çanakkale’de ne güzel mücadele vermiştik. Aynı bahçenin çiçekleri olduğumuzu ne kadar güzel haykırmıştık.

Düşünce farklılıklarımızın siyasi getirim elde etmek için ayrıştı etmen olarak kullanılmasına karşı haykırış başlatmamız gerekiyordu. Bu memleketin insanının birbirine düşman olmadığını yaşayarak birbirini tanıyarak öğrenmesi gerektiğini anlamıştık. Bu fikirler doğrultusunda 29 Mayıs 2012 tarihinde yani İstanbul’un fetih yıldönümünde bu yola Yükselen Gençlik Platformu adı altında çıkmış olduk.

Yükselen Gençlik herhangi bir siyasi iradenin yönlendirmesiyle kurulmadı. Farklı görüşlerdeki insanların birbirine adeta düşman gözüyle bakmasından rahatsızlık duyan gençlerin kendi imkânlarıyla bu oluşumu kuruldu.

Yükselen Gençlik yeni bir siyasi akım değildir. Yükselen Gençlik farklı görüşteki gençlerin birbirlerini tanıyarak önyargılarını kırmak için oluşturulmuş gönüllü bir birlikteliktir. Birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu aşılayarak bu zihniyete sahip genç liderlerin yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.

Milli Görüşçü, Ülkücü, Ulusalcı, Alperenci vb hangi görüşe mensup olursa olsun vatanını milletini seven, milli ve manevi değerlere karşı saygısı olan şahsiyetli gençler bu oluşumda yer alabilecekler. Belli yaşı geçmiş insanların bunu anlaması elbette beklenemez. O yüzden bu çalışma kapsamında genel olarak hedef kitlemiz 18 yaş ve altındakiler oluyor. Bu duygu ve düşünceleri benimsemiş 25 yaş altındaki gençlerle de belirlenen amaç doğrultusunda altyapı çalışmaları yürütülüyor.

Yükselen Gençliğin amacının anlaşılması, fikrin yaygınlaşması için belirlenen altyapı çalışmaları belli noktada tamamlandıktan sonra hareketin 1. Yıldönümünde yani 29 Mayıs 2013 tarihinde Yükselen Gençlik Derneği adıyla bu fikre tüzel kişilik kazandırmış olduk.

Yükselen Gençlik bir yılı aşkın süredir varlığını devam ettirmekte olup zamanla yaygınlaşmaya devam ediyor. Önyargılı bir toplum olmamız hasebiyle bunun etkileri zaman zaman Yükselen Gençliği rahatsız etse de yılmadan belirlenen amaç doğrultusunda mücadeleye devam ediyoruz.

Doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamamız gerektiği noktasında bilinçli liderler yetiştirilmesi Yükselen Gençliğin temel taşlarından biridir. Her şey inanç ve idealle başladığı için, yapılacak her türlü çalışmalar önyargıların kırılması ve kardeşliğin pekiştirilmesi üzerine olacaktır.

Toplama kampından sağ kurtulan bir insanın anlattıklarıyla bu yazımı noktalamak istiyorum.

“Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gerekenleri gördü; iyi eğitilmiş mühendislerin inşa ettiği gazlı odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocukları, işini iyi bilen hemşirelerin öldürdükleri bebekleri, lise ve üniversite mezunu insanların vurarak ve yakarak öldürdüğü kadın ve çocukları gördüm.”

Eğitimin iyi olması yeterli değildir. Bizler iyi insanlar yetiştirmeliyiz. Bizim bilinçli liderler yetiştirme gayemizin temelinde bu var. Sonuçta milyonlarca insanın ölümüne neden olan “Bush” da “Saddam” da bir liderdi. Önemli olan Fatihler, Kanuniler olabilmekte…

One Response to Yükselen Gençliğin hayat hikâyesi…

  1. ahmet diyor ki:

    Allah yardımcımız olsun. Güzel günler gençleri bekliyor.

ahmet için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir