Tavan taban uyuşmazlığı…

uyuşmazlık

Tavan taban uyuşmazlığı…
Muhammed Muhsin AKSOY (4 Eylül 2013)

Hemen hemen herkes hayırlı bir şeyler yapmanın gayretinde. Birçok sivil toplum kuruluşu bunun mücadelesini veriyor. En azından öyle görünüyor.

Birçok oluşum ve çeşitli oluşumlar var. Tabandaki insanların samimiyetine baktığın zaman hepsi gerçek manada samimi insanlar. Yaptıklarını Allah rızası için yapıyorlar. Ama tabanı oluşturan bu samimi insanları temsil eden tepedeki insanların samimiyetsizlikleri ön plana çıkıyor. Samimiyetle yapılan onca çalışma kötü amaçlar için kullanılabiliyor. Hatta samimiyetle çalışan birçok insan farklı organizasyonlarda aynı amaç için çalışmalarına rağmen tepedeki insanların yaklaşımları yüzünden birbirine adeta düşman gözüyle bakıyorlar.

Dünya genelinde de öyle değil mi zaten? İnsanlar arasında ne gibi bir sorun var? Devletlerin başlarında olanlar, iktidarları elinde tutanlar insanları kendi çıkarları için birbirlerine kırdırıyorlar. Tepedekiler hiçbir zaman savaştan da kavgadan da zarar görmüyorlar. En zalim iktidarlar bile savaş halinde ülkelerini terk edip geri kalan hayatlarını çalarak elde ettikleri servetlerle geçiriyorlar.

Bizler de samimiyetle hizmet ettiğimiz oluşumların tepelerindeki çalan çırpan çıkarcı insanlar yüzünden birbirimizi kırıyoruz. Birbirimize önyargı ile yaklaşıyoruz.

Temelde hepimiz adalet istemiyor muyuz? Hepimiz ülkemizde ve tüm dünyada bir huzur ortamı oluşsun istemiyor muyuz? Eğer isteklerimiz arzularımız aynıysa bu kavga neyin kavgası?

Bir diğer sorunun da benlik sorunu olduğu kanaatindeyim. Bu da tepedekilerden kaynaklı bir durum olsa gerek. Hayırlı bir hizmet yapılacağı zaman bizim oluşumumuzun adı geçsin. Bizim yaptığımızı herkes bilsin gibi bir reklam yarışına girilmekte. Bu da aynı amaç doğrultusunda hizmet eden oluşumların tepedeki insanların bu “biz biz” dayatması yüzünden birbirini dışlar konuma gelmekteler.

Eğer amacımız Allah rızası ise etiketlerin, oluşumların, sivil toplum kuruluşlarının hepsi birer araçtır. Hiçbir oluşum da şahıs da kutsal değildir. Kendi benliğini ön plana atan, kendi çıkarları için halkları birbirine kırdıran insanlara karşı uyanık olma mecburiyetindeyiz.

Unutmayalım ki dere gider kum kalır. Biz tabandaki insanlar yani halk olarak “kum” isek, bizi yönetenler ve bizi temsil edenler de “dere”dir. Dere gün gelecek gidecek ve biz bize kalacağız. Birbirimize değer verelim. Tepedekiler için birbirimizi kırmayalım. Hepimiz aynı bahçenin çiçekleriyiz. Birbirimize sahip çıkalım ve çıkarcı insanlar için kardeşliğimizi bozmayalım.

Taban ve tavan arasında çatışmanın olmadığı yani milletin görüşünün tepelerde temsil edildiği günlerde buluşmak umuduyla…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir