N. Topçu’nun “Mehmet Akif” Kitabına Dair

mehmet akif

N. Topçu’nun “Mehmet Akif” Kitabına Dair
Muhammed Muhsin AKSOY (8 Eylül 2014)

Yükselen Gençlik Akademisi tarafından organize edilen kitap okuma projesi kapsamında bu ayki konu Mehmet Akif Ersoy’u anlamak olarak belirlenmişti. Bununla ilgili olarak kitap listesi de paylaşılmıştı. Ben de Nurettin Topçu’nun kaleminden Mehmet Akif Ersoy’u anlatmış olduğu kitabı okudum. Kitap hakkında gözlemlerimi ve ilgimi çeken konuları kısa bir şekilde sizlere aktarmaya çalışacağım.

Kitaba genel olarak bakacak olursak, Nurettin Topçu kitabında Akif’i farklı yönleriyle ele almış. Akif’in şahsiyeti, sanatı, idealizmi, milliyetçiliği, inkılâpçılığı, din ve mistizmi, hürriyet anlayışı, Safahat’ın felsefesi ve isyanı şeklinde gözlemlerini bizlere aktarmış. Kitabın son bölümünde ise Âkifnâme’ye dair değerlendirmelerini bizimle paylaşmış.

Şimdi de bu bölümlerde dikkatimi çeken yerleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Nurettin Topçu’nun Akif’in şahsiyeti ile ilgili bilgiler aktardığı bölümde büyük adamın tarifini yaptığı satırlar en çok beğendiğim bölüm olduğunu söyleyebilirim. Bahsettiğim bölümden bir kısmı sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Büyük adam, eseriyle hayatını birleştiren adamdır. Biz onda şu vasıfları arıyoruz: Önce bütün ömründe ayni kanaatin, ayni imanın sahibi olan adamdır. Devirlere, zaruretlere, cemiyetlere göre değişmez, muhitine uymaz; muhiti kendine uydurur, uyduramazsa çarpışır. Cemiyetten daha kuvvetlidir; cemiyeti sürükleyicidir.”

Şartlara göre ve ortama göre hareket etme mantığının yaygın olduğu günümüzde bu sözler gerçekten herkesin kulağına küpe olacak nitelikte olduğunu söyleyebiliriz.

Sanatıyla ilgili olarak ise “onda dış âlemden kendi ruhuna, oradan da Allah’tan başka bir şey olmayan sonsuğluğa götüren yolculuğun izlerini görüyoruz.” şeklinde Akif’i yorumluyor. Ayrıca yazmış olduğu Safahat’larının her birinde farklı bir duyguyu yaşadığını bizlere aktarıyor. Bununla birlikte Akif’in sanatını değerlendirirken dönemin sanatsal faaliyetlerini incelemek gerektiğini ifade ediyor.

İdealizmini açıklarken, din ve ahlak ideallerinin dünyasına cesurca ayak bastığını dile getiriyor. Ayrıca, Kur’an’la dolan ruhunu sonsuzluğa çevirerek büyük sanatın renklerine daldığını ifade ediyor.

Milliyetçiliğini ise iki bölümde değerlendirirken birincisini tarih bilgisi ve ecdad sevgisinden geldiğini ifade ediyor. İkincisini ise ahlaki yaşantıdaki çöküşün tamiri için verilmesi gereken mücadele azminden geldiğini anlatıyor. İnkılâpçılığı ile ilgili ise kitapta paylaşılan Akif’in şu dizesini sizlere aktarabilirim.

Geçti mâzi denen o devr-i melâl,
Haydi fethet; senindir istikbâl.

Kitabın devamında Safahat’in felsefesi ve Akif’in hürriyet anlayışına değiniyor. Yazıyı fazla uzun tutmadan toparlamak istiyorum. Bu yüzden sadece Safahat’in felsefesi bölümünde bulunan Asım’ın neslinden maksadının ne olduğunu kısaca açıklamak istiyorum.

Akif’in Asım’ın nesli derken anlatmak istediği neslin aslında, şahsının madden ve manen belli bir olgunluğa eriştiği yaşlarında o özelliklere küçük yaşlarda sahip gençlerin yetişmesi hayalini anlattığını söyleyebiliriz. Hatta kendisinin genç yaşlarında bu olgunluğa sahip bir genç olma hayali ve olamadığı için hüznü diye de kişisel bir yorum katabilirim.

Kitabın geneline bakacak olursak kitabın yarısının Nurettin Topçu’nun kendi fikir ve tanımlamalarından oluştuğunu da söyleyebilirim.

Kitabın içeriği noktasının dışına çıkarak kitap inceleme yazısının normal bir köşe yazısına nazaran insanı dört kat daha fazla yorduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden bu alanda çok da fazla ter dökme niyetinde değilim. Yine de arada farklılık olması hasebiyle olası olumlu tepkileri de göz önünde bulundurarak bu tarz yazılar yazabilirim.

Sevgi ve muhabbetler sunarım…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir