Meclis Başkanlığı ve Medya Oltası

TBMM Genel Kurul

Meclis Başkanlığı ve Medya Oltası
Muhammed Muhsin AKSOY (08 Temmuz 2012)

Evet hemen hemen herkesin söylediği gibi sembolik bir başkanlık. Bir günlüğüne TBMM’de Meclis Başkanının koltuğunu devralıyorsunuz. Meclis TV’den oturum canlı olarak yayınlanıyor ve ardından bütün ulusal haber ajansları gündemine taşıyor bu kadar. Orda 4 yıl görev yapanlar için de görev bittiğinde ne zaman 4 yılın geçtiğini anlamıyor ya zaten o ayrı mesele.

Kıymetli okurlarım, bu yazımda ülkemizdeki tüm ilköğretim ve lise öğrencilerini temsil eden Türkiye Öğrenci Meclisi Başkanlığına kadar olan süreçte yaşadıklarımızı medyanın halkımızı nasıl yanlış yönlendirdiğini gözler önüne sermek için anlatmaya çalışacağım. Uzun bir yazı olsa da yaşanmış bir hayat hikayesi olduğu için sıkılmadan okuyacağınızı düşünüyorum.

İlk olarak öğrenci meclisleri ile tanışma hikayemden başlayalım. Lise 1. Sınıf öğrencisi iken beni zorla sınıf temsilcisi seçtiler. Demokratik bir yolla olmadı diyebilirim. 2005-2006 eğitim-öğretim dönemindeyiz ve bu Türkiye Öğrenci Meclisi’nin 5. Dönemi olmuş olacak. Tabi o zamana kadar TÖM hakkında hiçbir bilgi sahibi değilim. Eğer şimdiye kadar gördüklerimi görmesem herhalde benim cahilliğimden kaynaklı bir durumdu derdim. Neyse devam edelim. Sınıf temsilciliğinin ardından okul seçimine aday olabileceğimi öğrenince bari ona da girelim dedik girdik seçimlere ve seçim sonucunda Kalkandere İmam Hatip Lisesi Okul Öğrenci Meclisi Başkanlığına seçilmiş oldum. Ardından bir ders esnasında idareye çağırılıp ilçede 10 dakika sonra seçim olduğu haberini aldım. Öyle alelacele gittik ilçeye ki herkes hazırlanmış kağıtlar ellerde. Neyse biz de aday olduk oy eşitliğiydi kuraydı derken sonuç itibariyle Rize’nin Kalkandere ilçesinde ilçe temsilcisi seçildik. Milli Eğitimde bize ilde de seçim yapılacağı söylenmişti ama ayrıntılı bir bilgi verilmemişti. Bunun üzerine il seçimine de bari aday olmaya niyetlendik.

Neyse, il seçimlerinden önce tanışma toplantısı şeklinde bir toplantı oluyormuş; ancak bize herhangi bir takvim ulaşmadığı için sadece seçim tarihinden haberimiz oldu. Gittik ki herkes safını belirlemiş. Ardeşen’den bir çocuk “hep seçimleri merkez alıyor, bu yüzden de yardımları hep onlar alıyor. Seçimi biz alalım da taşraya hizmet getirelim” propagandasıyla seçimi götürdü. Biz de kaybettik ama çocuğa helal olsun bir şeyler yapar herhalde deyip tebrik edip ayrıldık. O zamanlar öğrenci meclislerinin etkinliğinin olduğunu düşünüyoruz tabi. Neyse o çocuğu seçimden sonra daha hiç görmedim ta ki çocuğu birkaç ay önce Facebook üzerinde kurduğumuz Türkiye Öğrenci Meclisi grubumuzda “bu işler boş işler zevkini çıkarın eğlenmenize bakın” yazısını paylaşana kadar. Görmesem de daha iyiydi aslında. Bu dönem çıraklık dönemi gibi bir dönem olmuştu bizim için. Lise 2. Sınıfa geçtiğimde babamın tayini Trabzon Dernekpazarı’na çıkmıştı. Başkan seçilip de okuldan ayrılmak uygun olmayacağı için seçimlere girmedim.

3. Sınıfta Çaykara İmam Hatip Lisesinde okul başkanlığına seçildik. Tabi Rize deneyiminin ilçe seçiminde de faydasını görmüştük. Hedefim il seçiminde de aday olmaktı. Ancak Rize’de bireysel adaylık Trabzon’da ise liste halinde adaylık vardı. Bu karmaşa sonucunda propagandalar vs derken kalfalık döneminin de verdiği psikolojiyle vekil olalım en azından deneyimsiz Ankara’ya gitmeyiz dedik. Neyse listemiz kazandı vekil olduk ama il bazında pek bir şey yapılamadı.

“Başkan uçarsa teşkilat koşar,
Başkan koşarsa teşkilat yürür,
Başkan yürürse teşkilat durur,
Başkan durursa teşkilat ölür.”

Rahmetli Adnan Demirtürk’ün bu sözünü tecrübe edindiğimiz bir yıl oldu diyebilirim. İlçe bazında belli başlı toplantılar yapmıştık güzel de kararlar alınıyordu ama işin ucu birilerine dokunduğu için toplantılarımız bir anda kesildi.

Bu yıl boyunca eski dönemlerde görev yapmış kişilerle irtibat kurdum. Yine mecliste refakatçilik yapmış öğretmenlerle konuştum ayrıntılar hakkında bilgi aldım. Zaten seçimler meclis falan karman çorman her şey. Hiçbir şey belirgin değil ve resmi bir belgeden aydınlanmak imkansız. Yaşayarak tecrübe etmek gerekiyor. Zaten bu yüzden arkadaşlarımızı bilgilendirmek adına bu konular hakkında birçok makale yazdım. Neyse tecrübe edinmiş kişilerden edindiğim bilgilerle işleyiş hakkında aydınlanmış olduk. Tabi araştırmalarım esnasında meclisin formalite olduğunu da öğrenmiş olduk. Meclis 7 yıl toplanmış birçok tavsiye kararı alınmış ama sonuç yok. Konuşan temsilciler hep formalite bu iş falan deyip duruyordu ama bundan ileri giden yoktu.

Ve 3. Sınıfı bitirip 4. Sınıfa geçeceğim yılın yaz tatilinde her şeyin planını çıkardık. Meclisin eksileri artıları, seçim stratejileri vs vs. Bunların yanında üniversiteye yönelik de kendi çapımda belli başlı çalısmalar da yaptım. Sene başında başta ailem olmak üzere birçok kesimden bu işlere girmemem konusunda telkinler aldım. Sonuçta üniversite sınavına girecektim. Düşündüm, dedim ki ben bu işleri bu kadar araştırdık ettik. Bu işin sonuna yaklaşmışken sorunları tespit etmiş ve bunları çözme imkanı yaklaşmışken neden geri duralım. Sonradan keşke demek istemediğimiz için kafaya koyduk bir kere. Hedef Türkiye Öğrenci Meclisi Başkan adaylığıydı. Meclis Başkanı seçildikten sonra Trabzon’a dönüşümüzde Anadolu Ajansına verdiğimiz röportajda da söylemiştik zaten “başkan seçilip seçilmemek önemli değildi” amacımız çıkıp adaylık konuşmamızda sorunları ve çözümlerini anlatmaktı. Bu şekilde sorunların çözüleceğini düşünüyorduk.

Neyse, çalışmalara başladık. İlk olarak sınıf temsilciliği ardından okul seçimine rakipleri ikna edip tek aday olduk. ilçe seçimleri için Çaykara’nın tüm okullarını tek tek gezdik. Köy okullarında arkadaşlarımızı ziyaret edip nasıl bir ortamda eğitim gördüklerini bizzat görmüş olduk. Seçimde de arkadaşlarımızın tamamı bizi desteklediler.

İl seçimleri için de tanışma toplantısı öncesi Trabzon’umuzun bütün ilçelerini tek tek gezip arkadaşlarımızla tanıştık. Birkaç cümleyle bunları anlatıyoruz ama bu anlattıklarımız sabahın köründe kalkıp kendi aracınızla günlerce yüzlerce kilometre yol yapma sonucunda olan şeyler. Velhasıl kalfalık dönemimizde Trabzon’umuzda doğu batı diye bir ayrımın bazı kesimlerce kullanıldığını bunun öğrenci meclislerine de yansıdığını tespit etmiştik. Bu vesileyle ilk ziyaretlerimizi batı kesimine yapıp projelerimizi anlatıp aynı zamanda bu doğu batı konularının olduğunu bu soruna karşı birlikte hareket etmemiz gerektiğini anlattık. Halbuki biz de bu doğu batı bloklaşmasını kullansak seçimi çok rahatlıkla alabilirdik. Ama bizim amacımız her zaman doğruluk ve dürüstlük birlik ve beraberlikle elde edilen başarılar elde etmekti. Zaten uzun vadeli başarılar doğruluk ve dürüstlük üzerine inşa edilir.

Arkadaşlarımızı ikna edip seçime gireceğimiz süreçte Beşikdüzü ilçesinde bulunan bir öğretmen Şalpazarı’nda bulunan bir öğretmenin tanıdığıydı. Bu şekilde ikisi bizim ittifak kurduğumuz ilçelerden biri olan Şalpazarı’na baskı yaparak bu çocuk seni kandırıyor biz batı olarak birleşmemiz lazım şeklinde kendisini yıldırmaya çalıştılar. En sonunda kendisi bizimle birlikte seçime giremeyeceğini ama yine bizi destekleyeceğini söyledi. Biz de kabul etmedik ve “bu yola birlikte çıktık oyunu değil bizzat seni grupta görmek istiyoruz” dedik. Zaman istedi ve aradan geçen zamanın ardından dik duruş sergileyerek doğu batı safsatasını kırmamız adına önemli bir adım atmış oldu. İl seçimlerini de farklı bir şekilde almak bizim listeye nasip oldu.

Ardından hep birlikte ilimizde 4 bin öğrenciye ulaşan bir anket çalışması yaptık. Bu anket çalışmasının raporları bu yıl Karadeniz Gazetesi ve Milli Gazetede yer buldu. AA da bizimle konuyla ilgili röportaj yapmıştı. Bununla birlikte Türkiye Öğrenci Meclisi tarihinde bir ilk olarak kültür ve kaynaşma gezisi yaptık. Bunun ilk olma özelliği tüm illeri davet etmiş olmamızdan kaynaklanıyordu. 38 ilimizi Trabzon’umuzda ağırlamıştık. Tabi bu proje için çevremiz ikna edilmesi izinler ve bunların finansmanını bulunması nasıl zor bir süreç geçirildiğini biz biliyoruz.

Geziden sonra bir hafta geçiyor ve Milliyet Gazetesi manşet atmış “Yine Bıyıklı çocuk mu geliyor?” diye.

Haberi okuduk ardından yorumları okuduk. Milliyet Gazetesinin haber tarzına ve yorumlayanlara bakınca AKP tarafından getirilmiş 23 Nisan’da meclis başkanlığı koltuğuna oturtulacak olan Ak Partili ve cemaat mensubu biriymişim gibi bir imaj oluşturulmuş.

Burada acınılacak konu şu; bu öğrenci niye 21 yaşında, bu öğrenci buraya kadar nasıl gelmiş, Türkiye Öğrenci Meclisi nedir nasıl bir işleyişi vardır diye hiçbir araştırma yapmadan aban yorumu gitsin. Karala gitsin umrunda mı dünya… Medya atıyor oltayı sen de sazan gibi atlıyorsun… Millet zannediyor ki bize altın tepside sunuldu bunlar. Nerden bilsin yaklaşık 3 yıl boyunca verilen mücadele sonunda buralara kadar gelinmiş…

Neyse, Ankara’dayız ve seçim için artık son günler. 4 farklı liste seçime girecek gibi gözüküyor. Kimseye herhangi bir vaatte bulunmadık; çünkü meclisin formalite olduğunu öncelikle bu formaliteden sıyrılmak gerektiğini anlattık. Konuşmamızda da bunlara yer vereceğimizi ve bakan zaten orada olacağı için bizi dinleyip meclisi işler hale getirecek girişimler yapar diyorum. Seçimi kazanmasak da önemli değil nasıl olsa oraya çıkan oturumu yönetecek sadece ha ben ha başkası önemli olan meclisin işlerlik kazanması diyorum.

Grububumuzdaki arkadaşlar farklı bir listenin bizim başkanlığımızda seçime girmeyi kabul ettiğini ve bu şekilde seçime girersek kazanacağımızı söylüyor. Bu zamana kadar birlikte çalıştık ekibimizi bozmayalım bize inanan bize oyunu versin diyerek kendi görüşümü beyan ediyorum. Tabi görüşmeler devam ediyor neticesinde ittifak gerçekleşiyor seçim olmadan büyük ölçüde seçim kazanılmış oluyor. İttifak için tek pazarlık konusu 4 kişilik listemizden 2 kişilik yer vermemiz oldu.

Meclis konuşmamızda planladığımız gibi her şeyi anlattık. Sindirme politikası izleyen basına karşı da susmayıp “Kaşışımızla yaşımızla değil icraatlerimizle ilgilenin” diyerek cevaplarını verdik.

Sözlerimiz basında yer bulmuş; ancak verdiğimiz cevap sadece basına bir tokat niteliğinde olmuştu, ikinci bir tokat atmak gerekiyormuş ama onu da bu dönemde atanlar oldu ama bunlar başörtülü yemin konusunun gölgesinde kaldı. Bizim asıl istediğimiz basının bize sahip çıkmasıydı. Bizim aslında zannedildiği gibi ne iktidarın ne başka bir şeyin temsilcisi olmadığımızdı. Bizim öğrencilerin temsilcisi olduğumuzu ve dileyen her görüşe sahip öğrencinin bu sürece katılabileceği idi.

Meclis sorunlarını çözme konusunda evdeki hesap çarşıya uymamıştı.

Neyse aradan zaman geçti ne bakandan ne meclis başkanından ses çıkmamıştı. Hani her şey bakanlıkça düzene sokulur sorunlar çözülür diye düşündüğümüz için tekrar bizim bir şeyler yapmak durumunda kalacağımız aklımıza bile gelmiyordu. Bu süreçten sonra konuyla ilgili röportajlar basın toplantıları vs düzenledik. Kamuoyunun ilgisini ve desteğini yanımıza çekmeye çalıştık. En sonunda Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’le yüz yüze görüşmek için randevu aldık sorunları ve çözümleri kendisine ilettik. Olumlu sonuçlar beklerken meclisin kapanacağı basına yansıdı.

İstenilen sadece sembolik olarak çocuklara demokrasi öğretiyoruz muhabbetiydi anlaşılan. Yoksa gel temsilci kardeşim anlat öğrencilerin sorunlarını diye bir dertleri yoktu. Ne zaman ki baktılar bunlar sadece itiraz etmiyor artık kapımızı gelip çalıyorlar öyle şak şakla kandıramıyoruz “bu proje başarısız oldu hadi kapatalım meclisi” diye yaygaraya başladılar. Bunlar ne yiyip ne içiyorlar çok merak ediyorum. Neyin kafası bu? Edison ampulü bulmak için kaç sefer uğraşmış. Tarihte yapılan birçok proje eksikleri tespit edilip iyileştirmeye gidilmiştir. Eksik varsa düzeltilir ortadan kaldırılmaz. Bu meclisin işler hale gelmesi için ne tür düzenlemeler yapılması gerektiğini de sade bir vatandaşın anlayabileceği bir raporla Bakanından Bakanlık Müşavirine ve Talim Terbiye Kuruluna sunduk. Eğer bunları da anlayıp faaliyete geçirecek kapasitede değilseler hepsini halkımızın taktirine bırakıyorum.

Peki biz neden bu konu hakkında bu kadar direttik bu konuya da açıklık getireyim. Yani madem önemsemiyor niye boşvermedik?

Dile kolay 3 sene aktif olarak bu işlerin içerisinde bulunduk. Bu işlerin içersinde iken AKP, CHP, MHP, SP vs vs her çeşit siyasi düşünceye sahip kişilerle birlikte çalıştık ve kardeş gibi omuz omuza mücadele verdik. Hala farklı düşüncelere sahip arkadaşlarımızla samimiyetimiz devam ediyor. Kimisi iş hayatına başladı kimisi eğitimine devam ediyor. Bunu şundan dolayı söylüyorum. Günümüzde iktidar sahipleri bulundukları konumlarda kendi çıkarları için farklı ideolojilerle kayıkçı kavgasına giriyorlar. Bu da tabanlar arasında doğal olarak bir kin ve nefret oluşmasına neden oluyor. Halbuki biz bu platformda farklılıklarımızın bizi biz yapan değerler olduğunu anlıyorduk. Gelecek nesiller geleceğin siyasetçileri böyle iç içe kardeşçe yetişirse ülkemizin birlik ve beraberliğinin temelleri güçlü bir şekilde atılabilecekti. Bu işin de ancak devlet kontrolüyle sağlıklı bir şekilde yürüyebileceğini düşünüyorduk. Bu yüzden biz inat edip bu işin peşini bırakmadık…

Şimdiye kadar elde ettiğimiz başarılara gelince hiçbir siyasi ideolojinin desteğini almadık da istemedik de. Bu yüzden Türkiye Öğrenci Meclisi Başkanlığı da dahil olmak üzere girdiğimiz tüm seçimleri herhangi bir ideoloji değil öğrenciler kazanmıştır.

Ve bu deneyimlerimiz sonucunda şunu da çok iyi gördük ki yalan dolanla başarıya ulaşmak isteyenler perişan olup gittiler. Aslında biz pek fazla bir şey yapmadık. İnandık ve tevekkül ettik. Pislikle sonuca ulaşmak isteyenler kendi pisliklerinde boğuldular.

Son olarak belki bu yollar üzerinden geçecek olan arkadaşlarımız olur onlara tavsiyelerimi aktaracak olursam, başarı için; elimizden geldiğince gayret ederek, zaferin ancak ve ancak Allah’tan geldiğine inanmamız gerektiğidir. Yine bir kazanım elde etmek için asla yalan dolana başvurmamalı doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmamalıyız. Doğruluk ve dürüstlük olmadan elde edilen başarı, başarı değildir! Asıl başarı geri dönüp baktığınızda yanınızda dostlarınızın olması, sizi sevmeyenlerin de dürüstlüğünüzden ötürü sizi taktir etmesidir.

Hangi görüşe mensup olursa olsun bu memleket için kalbi çarpanlara, emperyalizme, siyonizme karşı direnenlere, zalime karşı direnip mazlumlara kanat gerenlere ve bugün öyle yarın böyle demeyenlere selam olsun.

Allah (cc) ümmet bilinciyle hareket etmeyi, Peygamber Efendimizin İslam sancağı altında toplanarak yeni fetihler yapmayı cümlemize nasip etsin…

Unutmayın! Her gerçek bir hayalle başlar…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir