Kahrolsun İsrail! Kahrolmadı?

kahrolsun israil

Kahrolsun İsrail! Kahrolmadı?
Muhammed Muhsin AKSOY (19 Temmuz 2014)

Gazze’ye yapılan saldırılar neticesinde her kesimden tepkilerin gelmesi sevindirici bir gelişme aslında. Ancak tepkiler gösteriş için, desinler için olmamalı.

Geçmişte yapılan eylemlerin etkisi daha kuvvetliydi sanki. Belki de hafızalar daha kuvvetli olduğu için olabilir mi? Şimdilerde bir olay yaşandığında ortaya çıkan tepkiler olağanüstü oluyor. Zannediyorsunuz ki yer yerinden oynayacak. Birkaç gün geçiyor, bir de bakmışsınız ki herşey yatışmış.

Mesela Soma… Birçok kişi bu faciayı unutmayacağız dedi. Öyle olacak böyle olacak dedi. İşte o zaman Soma için bir taziye mesajı yayınlamıştık. O zaman demiştik ki ateş düştüğü yeri yakar. Desinler için, alkış toplamak için rol kesmenin alemi yok. Toplumun durumu ortada. Bir olay olur, büyük bir tepki koyulur. Aradan birkaç gün geçer ve herşey düzelmiş gibi ortalık yatışır.

Gazze’ye dönecek olursak, Gazze ilk defa bombalanmıyor. Yıllardır zulüm altında olan bir yer. Son 10 yılda bile kim bilir sınırları ne kadar daraltıldı. Sürekli işgal halinde olan ve tehdit altında yaşayan bir yer için sadece saldırı olduğunda sesimizi çıkarıyoruz. Bugün İsrail dese ki tamam ben ateşkes ilan ediyorum. Ne olacak hepimiz susup evlerimize mi dağılacağız? Evet tam da böyle olacak. Çok az sayıda insan Gazze’nin ateşkes ilanıyla kurtulmayacağını düşünecek.

Böyle zamanlarda herkes tepki veriyor. Yine de güzel bir şey elbette. Mevlam cümlemize herkesin tepki vermediği zamanlarda olayların bilincine vararak tepki verebilecek şuuru nasip etsin.

Şimdi bir diğer konu ise yöneticilerin hassasiyetlerinden olan şikayetlerimiz. “Allah her dönemin hükümdarını halkın kalbine göre gönderir. Onları düzeltmek isterse salih birini, helak etmek isterse kötü birini hükümdar olarak gönderir.” (bk. İsra, 17/16) Aslında yöneticilerimiz bizim bir nevi yansımamız diyebiliriz. Biz tam manasıyla samimi olamadığımız için, gösterişten kurtulamadığımız için hakkı haykıracak hakkı hakim kılmak için mücadele edecek liderlerin sancağı altında toplanmak ümmete nasip olmuyor.

Son olarak dikkatimi çeken genel bir yaklaşıma da değinerek yazımı tamamlayacağım.

Birçok idari mekanizmada olan zatı muhteremler twitler atıyorlar. Devletin çok önemli kademelerinde görev sahibi kimseler de bunlara dahil.

Lanetliyoruz diyorlar.

Kınıyoruz diyorlar.

Orayı burayı göreve çağırıyorlar.

Bunları görünce aklıma şey geliyor. Bir su tesisatçısı düşünün. Evde su borusu patlamış evi sel götürüyor. Su tesisatçısına durumu anlatıyorlar. Tesisatçı da diyor ki yetkilileri göreve çağırıyorum. Bu boruyu üreten firmayı kınıyorum. Lanet olsun böyle borulara. Biran önce bu sorun çözülmeli falan filan. Ne kadar da mantıksız değil mi? Direk tamir etsene. Senin işin laf değil icraat yapmak. Twiti ben de atıyorum. Kınama mesajları ben de yayımlayabiliyorum.

Yazının sonuna gelirken, temennim odur ki her zaman İsrail’in yapmış olduğu üç adım ileri gidip bir adım geri gelerek aman neyse artık durdular algısına bürünmeden aynı şiddetle bu zulüm karşısında kenetlenişimizin devam etmesidir.

2 Yorum: Kahrolsun İsrail! Kahrolmadı?

  1. zaferhan turhan diyor ki:

    Laf isteyene laf, para isteyene para…

  2. zafer diyor ki:

    Evet yeğenim, maalesef uygar dünyaya sesleniyorum,ey insanlık alemi,İslam dünyası…sair zavallıların ağzında pelesenk olmuş süslü sloganlar…
    Hiç ABD’den,İsrail’den AB’li sırtlanlardan böylesine bir yönelişe şahit olduk mu…

zafer için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir