Günümüz Dünyası ve Adil Düzen

adil düzen

Günümüz Dünyası ve Adil Düzen
Muhammed Muhsin AKSOY (14 Şubat 2015)

Hemen hemen her fırsatta dünyanın mevcut durumunun sıkıntılarından bahsediyor ve çözüm olarak adil bir dünya düzenini dile getiriyoruz. Rahmetli Erbakan Hocamız yıllarca “Adil Düzen” çalışmalarına öncülük etmiş ve insanları bilinçlendirmeye gayret etmişti. Ancak 2000’li yıllardan sonraki gençlik maalesef “Adil Düzen” gibi dünyadaki bu bozuk düzenin değişebileceği bir sistemi anlamaktan belki de duymaktan bile aciz kaldı. Bunun başlıca sebebi de teknolojinin gelişmesi dolayısıyla gençlerin gündemlerini sürekli farklı yönlere çevirebilecek bir atmosferin oluşmasıdır.

İnsanların zihinlerinin böylesine yoğun bir şekilde bulandırıldığı bir dönemde olayları sağlıklı bir şekilde tahlil etmek çok da kolay olmasa gerek. Bu yüzden, yaşanan olayları iyi tahlil edebilmemiz için geçmişte yaşananları ve günümüz dünyasının işleyişini iyi anlamamız gerekiyor.

Günümüz dünyasını ve yaşanan sorunlara günümüz şartlarında çözüm olarak hazırlanan “Adil Düzen” sistemini bu makalemin konusu olarak seçtik. Makaleyi yazarken M. Mustafa Uzun tarafından yazılan Erbakan Risaleleri’nden istifade ettik. Yazmış olduğumuz bu makalenin “Adil Düzen”in temelini kavramamıza, detayıyla bu sistemi araştırmamıza ve bu yolda çalışmamıza vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.

BUGÜNKÜ DÜNYA DÜZENİ VE ERBAKAN

Yeryüzünde kaba kuvvete dayanarak üstünlük tesis etmiş bulunan ırkçı emperyalizm gerçekte kuvveti üstün tutan bir zihniyet inşa etmiştir. Bu zihniyetin insanlığa saadet getirmesi mümkün değildir.

Bugünkü dünya düzeni temeli Firavunlara dayanan zalim bir düzendir. Bu zulüm düzeni ikinci dünya savaşının 3 galip devletinin Yalta’da aldığı kararlarla kurulmuştur ve halen o kararlar ekseninde devam etmektedir. Bu düzene devlet adamı olarak itiraz eden ilk Müslüman lider ise merhum Erbakan Hoca’dır.

4-10 Şubat 1945 tarihleri arasında Rusya’nın Yalta şehrinde toplanan ve bundan dolayı da tarihe “Yalta Konferansı” olarak geçen bu toplantılarda ABD’yi Roosevelt, İngiltere’yi Churchill ve SSCB’yi Stalin temsil etmiştir. Bu üç liderin kökenlerine baktığımızda Yalta’nın asıl galibinin Yahudiler olduğu görülecektir.

O konferansta ABD’yi temsil eden Franklin D. Roosevelt’dir. Bu şahıs zengin bir Yahudi ailesinin çocuğudur. Rusya’nın başında Stalin bulunmaktadır, onun da karısı Yahudi’dir. İngiltere’yi ise Filistin’de dökülen Müslüman kanlarından sorumlu Siyonit Winston Churchill temsil etmiştir. Nitekim Yahudiler kendisinden; “Tüm hayatını tutkulu bir Siyonist ve Samisever olarak geçiren Churchill” diye bahsediyorlar.

Bu konferansta kabul edilen kararlardan birisi de Birleşmiş Milletler teşkilatının kurulmasıdır. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin temel ilkeleri bu üç işgalci lider tarafından belirlendi ve diğer milletlere kabul ettirildi.

Temeli zulüm ve sömürüye dayanan bu Yalta Konferansının şekillendirdiği dünyada pek tabii olarak mazlumların yüzü asla gülmemiştir. Özellikle de ABD’nin BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) diye isimlendirdiği bizim ise BİP (Büyük İsrail Projesi) dediğimiz bu proje altında İslam coğrafyasını yeniden dizayn etmeye başlamasından sonra sadece Müslüman kanı dökülmektedir.

Siyonizm sömürü çarkını kurarak büyük paralar kazanmış, bu paralarla büyük bankalar kurarak dünya ekonomisini kontrolleri altına almışlardır. Astronomik ölçülerde zenginleşen bu kimseler zamanla dünya yönetimlerini de kontrolleri altına almaya başladılar. Yavaş yavaş bütün dünyayı yöneten “Gizli Dünya Devleti”ni (GDD) kurdular. Bu GDD vasıtasıyla bugün bütün dünyayı yönetecek bir noktaya geldiler.

ERBAKAN’A GÖRE ADİL DÜZEN

Herkese hakkını vermeyi esas alan, insanın yaratılıştan getirdiği evrensel hakların kullanımının önündeki engellerin tümüyle kaldırıldığı, refahın toplumun her kesimine yayılmasını sağlayan hakça paylaşımın esas alındığı bir nizamdır. Bu yönleriyle kapitalizm ve komünizmin bütün menfi unsurlarından arındırılmış olan düzendir.

Bu düzende emeğin karşılığının alın teri kurumadan ve hiçbir aldatmaya meydan vermeden ödenmesi esas alınmış ve kar helal sayılmıştır. Buna mukabil emek mahsulü olmayan haksız kazançların tümü yasaklanmış ve faiz en büyük sömürü aracı olarak ilan edilmiştir.

Adil Düzen’de haksız ve yanlış noktada alınan vergiler ve faiz olmadığı için; Maliyetler 1/3’e düşer ve aynı sermaye ile 3 Misli üretim yapılabilir. Bunun neticesi aynı sermaye ile çalıştırılan işçi sayısı üç misli artar ve böylece işsizlik ortadan kalkar, üretim istihdam ve ihracat patlar. Bunun neticesi herkes refaha kavuşur.

ÇOĞUNLUK HAK SEBEBİ DEĞİLDİR

Çoğunluğu hak sebebi sayanlar, parmak kaldırıp indirmekle hak ihdas edeceklerine inanırlar. Oysa doğru, parmakla bulunmaz. Doğru akıl ve ilimle bulunur. O da İslam’dır. Adil Düzen’in öngördüğü sosyal yapı, insan merkezli, Hakk’ı üstün tutan ve paylaşımda adaleti tesis eden bir anlayışa dayanmaktadır.

KOMÜNİZM İLE KAPİTALİZM İKİZ KARDEŞTİR

İnsanlık üç asırdan beri “Hakkı” değil “Kuvveti” üstün tutan batı medeniyetinin zulmü altında inlemektedir. Bu medeniyet iki koldan insanları ezmekte ve zulmetmektedir. Bunlardan biri “Komünizm” diğeri de “Kapitalizm”dir. Komünizm ile Kapitalizm ikiz kardeştir. Çünkü bunların ikisi de “Kuvveti üstün tutan” zihniyete dayanmaktadır. Bunun için ikisi de “Ezen, ezilen” düzenidirler. Aralarındaki tek fark komünizmde ezen güç “Siyasi güç”tür. Kapitalizmde ise ezen güç “Sermaye gücü”dür.

Komünizm insanlığa 70 yıl zulmettikten sonra yıkılmıştır. Kapitalizm ise zulmüne devam etmektedir. Bu durum kapitalizmin insanlara saadet getirmesi yüzünden değildir. Tam tersine kapitalizmin sadece emperyalizmin ve Siyonizm’in bütün insanlığı sömürmek için kullandığı bir araç olduğundan, adeta bir bardaktaki meşrubatı emmek için kullanılan kamış gibi, emperyalizmin ve Siyonizm’in bir aleti olmasından dolayı onların koruması ve desteği ile suni olarak yaşatılmaktadır. Yoksa o da çökmeye ve yok olmaya mahkûmdur.

Biz liberaliz, sağcıyız diyenler faizci kapitalist modeli en koyu, en acımasız faizle ve diğer sömürü araçlarıyla yürütmek isteyenlerdir. Biz solcuyuz, sosyal demokratız diyenler de aynı modeli sözde bazı pansuman tedbirleriyle yürütmek isteyenlerdir. Bunun için hepsi birbirinin aynıdır ve bunların hiçbiri Türkiye’yi geliştiremezler. Bu çalışkan milletin bu zengin ülkede halen çekmekte olduğu ızdırapların sorumlusudurlar.

ADİL EKONOMİK DÜZEN

Kapitalist düzen hakka dayanan, teşvik edici ve tanzim edici bir faktör olan kar ile birlikte haksız bir sömürü ve zulüm aracı olan faize de yer vermiştir ve yine kapitalist düzende faydalı olan ekonomiyi tanzim eden ve yönlendiren serbest piyasa rekabetine yer verildiği gibi tatbikatta tröstlerin ve tekellerin oluşmasına mani olamamaktadır.

Komünist rejim prensip olarak faize karşı olmakla beraber bunun yanında mülkiyet hakkına ve kara da karşı çıkmak suretiyle insan tabiatına aykırı düşmekte ve serbest piyasa rekabetine yer vermeyip ekonomiyi merkezi planlama ve masa başında fiyat tespiti suretiyle yönlendirmeye çalışmaktadır. Hâlbuki gerçekte bu yolla ekonomiyi tahrip etmiş ve makro iktisadi dengeleri tesis edememiştir.

ADİL EKONOMİK DÜZENİN GENEL ESASLARI

  1. Devletin ekonomi ile ilgili faaliyetleri
    a)Devletin sunduğu genel hizmetler
    b)Devletin tanzim hizmetleri
  2. Ekonomide devletin görevi
  3. Ekonomik faaliyetleri şahıslar yürütürler

ADİL EKONOMİK DÜZENİN PARA ESASLARI

  1. “Para = Mal” ilkesi
  2. “Faiz Yok” ilkesi
  3. Karşılıksız para yok ilkesi
  4. Paranın eşya ile tanımlanması ilkesi
  5. İstenilen anda değiştirme ilkesi
  6. Herkese eşit muamele ilkesi
  7. Fiyatlar arz-talebe dayalı kıstaslara göre tespit edilir ilkesi

ADİL EKONOMİK DÜZENİN KREDİ ESASLARI

  1. Ortaklıklar
  2. Hakkı müktesep karşılığı kredi
  3. Emek karşılığı kredi
  4. Rehin karşılığı kredi
  5. Ödenmiş vergi karşılığı kredi
  6. Yatırım projesi karşılığı kredi
  7. Selem senedi karşılığı kredi

ADİL EKONOMİK DÜZENİN VERGİ ESASLARI

  1. Verginin sadece devlet hizmeti karşılığı olması prensibi
  2. Tek vergi prensibi
  3. Verginin yani devletinin payının üretim cinsinden verilmesi prensibi
  4. Gelirden vergi alınmaması prensibi
  5. Ödenen vergi miktarı ve devlet hizmetlerinden yararlanmada öncelik
  6. Verginin beyana göre olması ilkesi
  7. Üretimden alınacak pay anayasa ile belirlenir ilkesi
  8. Adil düzende vergi barışı esastır
  9. Adil düzende vergi sosyal yapıyı güçlendirir

ADİL EKONOMİK DÜZENİN SOSYAL GÜVENLİK ESASLARI

  1. Herkes sigortalı
  2. Sigorta ve emeklilik için para ödenmez
  3. İşsizlik ve emeklilikte herkesin (yaş, tahsil, hizmet, ehliyet) esasına göre ne alacağı katsayı ile belirlenir
  4. İşsizlik ve emeklilik karşılığı bütçeden ödenir. Milli gelirin artışı ile orantılı olarak bu pay artar
  5. İşsizlik ve emeklilik: Talebe ve beyana göre isteyen istediği zaman emekli olur, isterse şartları elverişli ise emekli olmaktan vazgeçer işe başlar
  6. Emekli olan kredi hakkını kaybeder
  7. Emeklilik maaşı: Emekliliğin maaşı, emekliye ayrıldığı zamanki mesleki derece, yaş ve tahsiline göre belirlenir.

ADİL DÜZEN KURULURSA NE OLUR?

Milli Görüş’ün lideri ve imanlı nesiller yetiştiren üstadı Necmettin Erbakan Hoca’ya göre “Adil Düzen” ve “Adil Ekonomik Düzen”in neticesi olarak ülke Irkçı Emperyalizm ’in (Siyonizm’in) kölesi ve uşağı olmaktan kurtulacaktır. Bütün zenginlikleri sömürülerek Irkçı Emperyalizm ve onların işbirlikçilerine intikal ettirilmekten kurtarılacaktır. Bunun yerine zengin vatandaş, zengin devlet ve bugünkü dış borç ve faizler altında ezilmek yerine tam tersine hatta kardeş Müslüman ülkelere mali yardımda bulunan, onlara her türlü üretimiyle ve savunma sanayi mamulleriyle destekleyen bir ülke haline dönüşecektir.

Bu dönüşmeye paralel olarak bugün halen Türkiye’mizden, yurtdışına gitmek mecburiyetinde kalan 3 milyon işçi evladından dileyenlerin hepsi yurduna dönecek ve bugün orada, kendine hatta ustabaşılığı yapanların kendi memleketinde kurulacak fabrikalarda çalışarak onlara kendi ülkelerinden daha çok ücret vermesi imkânları ve sonuçları doğacaktır.

Bunun neticesi olarak Türkiye Batı’ya işçi değil, turist gönderen ülke haline dönecektir. Türkiye’de Adil Düzen’e geçilmekle ülkemiz “Yaşanabilir Bir Türkiye” olacaktır. Millet ile Devlet’in barışıp bütünleşmesiyle Türkiye, “Yeniden Büyük Türkiye” haline gelecektir. Yeniden Büyük Türkiye’nin öncülüğünde Hak merkezli “Yeni Bir Dünya” kurulacaktır. Bu gelişme, ülkemizin ve dünyanın makûs talihini değiştirecek ve beşeriyeti barış düzenine taşıyacaktır.

D-8 NEDİR?

D-8 gelişmekte olan bütün ülkelerin birlikte ce hızlı kalkınmalarını, uluslararası olaylara müdahil olma güçlerinin artırılmasını, dünya ekonomisindeki etkinliklerinin güçlendirilmesini ve milletlerin daha iyi bir yaşam standartlarına sahip olmalarını sağlamak için kurulmuştur. Batı dünyası Avrupa Birliği gibi kendi arasında bir işbirliğini sağlamış ancak kapitalizmi kurtarıcı bir reçete gibi görmüş, adalet ilkesini ise göz ardı etmiştir. Sömürgeci ve kaba kuvvet ile bir düzen kuran Batı, ulusların acı ve sıkıntılarını görmezden de gelerek her durumu kendi menfaatine uygun şekilde düzenlerken demokrasi, adalet, hak, hukuk gibi evrensel değerleri de ayaklar altına almıştır. İşte tam bu noktada İslam ülkelerinin güç birliği yapmaları kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır.

ERBAKAN: “BU YENİ BİR DÜNYA DEMEKTİR”

Bu teşkilat çalışmaya mecburdur. 21. asrın bütün dünya için saadet asrı olmasını istiyorsak bu teşkilata son derece ihtiyaç vardır. Bu teşkilat 18 Haziran 1997’de kuruldu. 1 sene sonra G-7’lerle beraber bir masa etrafında toplanmayı planlamıştık. Almanya, Fransa ve İngiliz devlet yöneticileriyle gerekli hazırlık çalışmaları yapıldı. Biz hükümette olsaydık geçtiğimiz sene (1997) G-7 ile D-8 arasında yuvarlak masa toplantısı yapılacaktı. Niçin yapılacaktı bu toplantı? D-8’in bayrağında toplanan altı yıldızın temsil ettiği değerleri hayata geçirmek için. Bu değerler; savaş değil barış, çatışma değil diyalog, çifte standart değil adalet, üstünlük değil eşitlik, sömürü değil işbirliği, baskı ve tahakküm değil insan hakları, hürriyetler ve demokrasiyi hâkim kılmaktır. Bu ne demektir? Bu yeni Bir Dünya demektir.

Adil bir düzene sahip yeni bir dünya elbette kurulacaktır. Tabi böyle bir dünyayı; derdi sadece okuduğu okuldan mezun olmak, iş sahibi olmak, eş sahibi olmak, araç sahibi olmak vb. basit ideallere sahip gençlerle kuramayız. Tüm insanlığın huzur ve barış içerisinde yaşayabileceği adil bir dünya düzenini Allah’ın izniyle imanlı, inançlı, cefakâr, fedakâr ve vefakâr gençlerle kuracağız.

Adil bir dünya düzeni için el birliğiyle çalışmak ve adil bir dünyada buluşmak dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir