Gezi Parkı Olayları ve Sonrası

gezi parkı

Gezi Parkı Olayları ve Sonrası
Muhammed Muhsin AKSOY (14 Kasım 2013)

27 Mayıs 2013 tarihinde iş makinelerinin Taksim Gezi Parkına girmesiyle ülke genelinde büyük bir tepkiyle karşılanan Gezi Parkı olaylarını şu anda kaleme almanın yerinde olacağını düşünüyorum. Çünkü kargaşanın yaşandığı o dönemde kimin ne dediğinin pek bir önemi yoktu. İnsanlar galeyana geldiğinde söylenen sözler, yapılan yorumlar pek fayda vermiyor.

Olayların yatışması artık suyun biraz daha durgunlaşması dolayısıyla geniş kitleler artık biraz daha aklıselim davranmak için ve düşünmek için imkân bulabileceklerdir.

Genel bir girişten sonra olayların başlangıcı ve gelişimi hakkında düşüncelerimi sizlere aktarmak istiyorum. Gezi Parkı’nın bulunduğu yere geçmişte olduğu gibi Topçu Kışlası ve bunun yanında bir yürüyüş alanı yapılmak üzere bir girişim başlatıldı. Bunun yanında ağaçlar kesilip AVM vb şeyler yapılacak şeklinde söylentiler de vardı. Projenin doğruluğunu ve yanlışlığını ele alacak değilim. Olayı farklı bir boyutla ele almak istiyorum.

Ülkemizde çeşitli çalışmalar yapılıyor. Yapılan çalışmalar kimileri tarafından olumlu karşılanırken kimileri tarafından uygun bulunmuyor. Yapılan planları projeleri beğenmeyen topluluklar tepkilerini dile getiriyorlar. Bunlar her zaman olan ve olağan şeyler. Gezi Parkı’nda da bir proje uygulanacaktı. Doğru veya yanlış bir proje olması önemli değil. Önemli olan projeye karşı olarak toplanan bir topluluk vardı. Bu topluluğun eleştirilerini değerlendirmek, fikirlerini dinlemek ortamı yumuşatmak yerine projenin devam edeceğine dair hükümet tarafından sert bir tutum sergilendi. Bu şekilde bir yaklaşımın ardından polis müdahaleleri de gelince gerginlik iyice hat safhaya ulaşmış oldu. Bu tarz olayların olması için fırsat kollayan aşırı gruplar şiddet eğilimine girerek ortalığı savaş alanına çevirdiler.

Olaylar bu seyirde devam ederken hükümetin ortalığı sakinleştirmek için bir adım atması beklenirken Başbakanımızın “Yüzde 50’yi evinde zor tutuyorum” diyerek bir çıkış yapması ve akabinde İstanbul Kazlıçeşme’de geniş katılımlı bir miting organize etmesi acaba iç savaş mı çıkacak diye aklıselim insanları tedirgin etti. Bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi de karşıt gruplara destek vererek Ak Parti ile birlikte laik-antilaik çatışmasını iyice doruk noktalara ulaştırmış oldular. Bunlar yaşanırken Milliyetçi Hareket Partisi ve Saadet Partisi’nin devlet politikasına yakışır bir şekilde milletimizi sağduyuya davet etmeleri yerinde bir hareket oldu diyebiliriz.

Aradan biraz zaman geçtikten sonra hükümet, ilk günlerde yapması gerekeni bu kadar olay yaşandıktan sonra yapmayı başladı ve üst kademedeki görevlilerle halk arasına girerek olayları sakinleştirmeye çalıştılar. Bu şekilde tansiyonun büyük ölçüde düşmesi sonrasında olaylar büyük ölçüde kapanmış oldu.

Cumhurbaşkanımızın 1 Ekim 2013 tarihinde TBMM’de yaptığı konuşmada genç kuşakların hassasiyetlerine duyarlılık gösterilmesi gerektiğine değinerek Gezi Parkıyla ilgili aşağıdaki konulara temas etmişti.

“Bu anlayışla, Gezi Parkı’nda çevre duyarlılığı ve şehir estetiği kaygılarını sergileyen gençlerin barışçı eylemlerini, demokratik gelişkinliğimizin yeni bir tezahürü olarak gördüm.

Ne var ki, bazı aşırı gruplar, şiddet kullanarak ve vandalizm sergileyerek barışçı gösterileri istismar etme teşebbüsünde bulunmuşlardır. İyi niyetle başlayan bu eylemler zamanla kamu düzenini bozan, yanlış bir niteliğe bürünmüştür.”

Bu kadar olay yaşandı. Keşke iktidar “güç bende istediğimi yaparım” demeseydi. Diğer gruplar da haklarını hukuka uygun bir şekilde arayıp şiddet içeren eylemlere teşebbüs etmeseydi. Bu tarz olaylar birlik ve beraberlik duygularımıza maalesef zarar veriyor.

Birlik ve beraberliğin daim olduğu, birbirine saygısı sevgisi eksik olmayan bir toplum olmak umuduyla…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir