Gece 3’te Bakanın bastığı Öğrenci Meclisi…

efkan ala

Gece 3’te Bakanın bastığı Öğrenci Meclisi…
Muhammed Muhsin AKSOY (8 Eylül 2014)

Yağmurun Ülkesi Çayın Başkenti Rize’nin Kalkandere ilçesinde 2007 yılında başlayan bir hikâyeydi benim için… İlçede bulunanlar Kalkandere yerine Karadere de diyorlardı buraya. Lafı dolandırmadan direk söyleyen mert insanların yaşadığı yağmuru bol bir ilçeydi Kalkandere. Trabzonlu biri olarak havasına suyuna pek de yabancılık çekmiyordum aslında. Küçükken sağda solda çok laf duyuyordum, Rizeliler ile Trabzonlular birbirini sevmezmiş diye. Bildiğim kadarıyla Kalkandereli olan Sedat Peker de bu konudan duyduğu rahatsızlığa istinaden bazı girişimlerde bulunmuştu. Orada bulunduğum süre zarfında hiçbir şekilde insanlar tarafından bu olumsuz yargıyı hissedecek bir durumla karşılaşmadım. Hatta benim için hayatımda önemli bir değişikliğe vesile olan öğrenci meclisleri ile orada tanışmıştım. Trabzonlu olmama rağmen beni önce 1. Sınıf öğrencisi olmama rağmen Kalkandere İmam Hatip Lisesi’nde ardından da Kalkandere’de öğrenci temsilcisi olarak seçip Rize il seçimlerine göndermişlerdi. Acemiliğimizden ötürü il seçimlerini kaybetmiş olsak da benim için ilerleyen yıllarda ülkemizin dört bir yanından birçok insanı tanımama vesile olacak bir adım atmıştım.

Lise 3. Sınıfta girdiğim seçimlerde Trabzon Öğrenci Meclisi Başkan Vekili seçilmiştim. O süreçten itibaren öğrenci meclisinin en üst düzeyde temsil edildiği yer olan Türkiye Öğrenci Meclisini daha kapsamlı bir şekilde araştırmaya başlamıştım. Çok fazla bilgi edinilecek bir kaynak olmasa da geçmiş yıllarda il başkanlığı yapmış kişiler ile refakatçilere ulaşıp kendilerinden bilgiler ediniyordum. Genel intiba mecliste siyasilerin ağırlığı olduğu ve seçimleri kazanmanın hayalden ibaret olacağı yönündeydi.

ÖĞRENCİ MECLİSİ DEĞİL DE EGO MECLİSİ SANKİ

Lise son sınıfta yaptığımız çalışmalar ile birlikte il seçimlerini kazanmış ve artık Türkiye Öğrenci Meclisi seçimlerine katılacak yeterliliğe sahip olmuştuk. Bu süreçlerde kendini Ülkücü olarak tanımlayan bazı il başkanlarının şımarık ifadelerle “şimdiye kadar bu meclis seçimlerini biz aldık, şimdi de biz alacağız” demelerini garipseyerek karşılamıştım. Meclise gelmeden önce duyduğum “meclise siyasilerin müdahalesi var” sözlerini bizzat yakından takip etmeye başlamıştım. Bizim derdimiz meclisin işlevselliği iken bazı arkadaşlarımızın derdinin “biz kazandık, biz alırız, başkanı biz seçeriz” egosuyla hareket ediyor olması meclis adına hiç de hoş bir durum değildi. Tabi biz bu arkadaşlarımızın şahıslarına her zaman saygı duyduk. Bizim karşı olduğumuz ve rahatsız olduğumuz konu sadece bu “bizden olsun” zihniyetine karşı bir tepkiden ibaretti.

Velhasıl kelam aradan geçen zaman diliminde yoğun bir seçim temposuyla hareket ediyorduk. Kendini Ülkücü diye nitelendiren bu arkadaşlarımız kendi iradeleriyle hareket edemiyor olacaklar ki sürekli Ülkü Ocakları Genel Merkezinden bazı yetkililer ile bir araya gelip talimatlar alıyorlardı. Bu arkadaşlarımızla bireysel hukukumuzda herhangi bir olumsuzluk söz konusu hiçbir zaman olmadı. Seçimden bir önceki akşama kadar seçime girecek 4 aday vardı. Bu anlattıklarımın 2011 yılı Nisan ayında gerçekleştiğini de ayrıca belirtmek istiyorum. Adaylar Trabzon, İstanbul, Ağrı ve Hatay illeriydi. Son gün yapılan çalışmalarda Ağrı adayının talebi ve bizim ekibimizin de olumlu yaklaşımı ile birlikte bir ittifak gündeme gelmişti. Bu ittifak gerçekleştiğinde daha seçim olmadan seçimi kazanacağımız herkes tarafından bilinen bir durumdu. Böyle bir atmosferde bu ittifakı engellemek için kendini Ülkücü diye nitelendiren bazı arkadaşlarımızın kara propaganda yapmaya başladığı bir sürecin içerisine girmiştik. Bu olayda edindiğim en önemli tecrübe şuydu. Her zaman bizden biri seçilir mantığında olan arkadaşlarımız seçimi kazanacak çoğunlukta oldukları atmosferde sizinle çok iyi geçindiklerini ama kaybetme olasılıkları ortaya çıktığı zaman ise sizi aforoz etme gayreti içerisine girdiklerine şahit oldum. O süreçte eski liste ile mi yoksa ittifak ederek mi girelim noktasında büyük bir karmaşa ortamı olmuştu. Ekip olmanın birlikte hareket etmenin neticesi olarak o süreçte ittifakımızı kimlerin neden istemediğini kavrayarak ittifak ettiğimiz listeyle seçime girip seçimi kazanmıştık. Bu yıllardır Türkiye Öğrenci Meclisi üzerinde etkisi olan Ülkü Ocakları Genel Merkezi açısından büyük bir kayıp olmuştu. Bu kaybın verdiği rahatsızlık o derece ağır olmuş olsa gerek ki o yıldan sonra kendi seçtirdikleri il başkanlarına, 8. Dönemde “PKK” ile birleştiler kazandılar seçimi diyecek kadar seviyeyi yerlere indirdiler.

Bu şekilde söylemlerle gelen il başkanlarını gördükçe verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü keyiflendiğimi ifade etmek istiyorum. Bu ithamlarda bulunan şahısların kendi iradeleri ile seçilmediğini, kendi iradeleri ile hareket edecek özgürlüğe sahip olmayan birer robotlardan ibaret olduğunu da üzülerek görüyoruz. Bu arkadaşlarımızdan hiçbiri kendi iradeleri ile çıkıp ben adayım diyemez. Adaylar hep son günlerde belli olur. Biz her dönem seçilen il başkanlarını bu durumlar hakkında aydınlattığımız için bizden sonraki dönemlerde stratejilerinde bazı değişiklikler yapma gereği hissettiler. Bizim dönemimizde açık bir şekilde Ülkü Ocaklarının adayı olunduğu deklere edilirken bizden sonraki dönemlerde biz de bağımsız olarak aday oluyoruz diyerek bu siyasi uzantıdan ayrı hareket eden il başkanları yanlarına çekilerek seçimleri kazandılar. Bizden sonraki dönemlerde seçilen tüm il başkanlarını tek tek inceleyin. Seçildikten sonra Ülkü Ocaklarına gidip aferin almayan bir başkan var mıdır?

ÖĞRENCİ MECLİSİ NEDEN BU HALDE

Şimdiye kadar bu yaşanan gelişmeleri Türkiye Öğrenci Meclisinin kurumsal yapısının zarar görmemesi için dışarıya yansıtmamaya gayret ettim. Ancak bizden olsun mantığı yüzünden Türkiye Öğrenci Meclisinin artık kurumsal bir yapısının kalmadığını üzülerek görmekteyiz. Mecliste milletvekillerine yapılan saygısız hareketler, Talim ve Terbiye Kurulu yetkililerine sinkaflı küfürlerle “sen git bakanın gelsin” gibi ifadeleri yapacak karakterde insanlar bu meclisi bugünkü durumuna kadar düşürdü.

Yine Erzurum’daki birleşime bir ay öncesinden katılacağımı açıklayıp herkese açık davet yapmamıza rağmen sanki oraya gizlice baskın yapmışız imajı oluşturularak orada bulunmamızdan ötürü Talim ve Terbiye Kurulu yetkililerine baskı yapılarak bizi oradan uzaklaştırma gayreti içerisine girildi. Erzurum’da bulunduğumuz süre zarfında sürekli birlik ve beraberliği tavsiye etmemize ve olumlu karşılıklar almamıza rağmen tek merkezden yayıldığını ve birçok kişi tarafından paylaşılan aşağıdaki gönderiyi görünce bu yazıyı yazma kararı aldım.

BAKANDAN GECE BASKINI

Türkiye Öğrenci Meclis Başkanlığı seçiminde, Gayrı Milli ittifakların yapılmasına (AKP,HDP,PKK,CEMAAT) , Gece saat 3 gibi otellere Bakanlar tarafından (Efkan ALA) baskın gerçekleştirilmesine ,her türlü tehdit ve menfaat tekliflerine rağmen Türkiye Öğrenci Meclis Başkanlığını Ülkü Ocakları Genel Merkezimizin Adayı Nevşehir İl Öğrenci Meclis Başkanımız kardeşimiz Yıldıray YÜKSEL açık ara kazanmıştır.
Hareketimize ve Milletimize hayırlı olsun.

Şer odakların düşmanı , YAŞASIN ÜLKÜ OCAKLARI.

GERÇEKTE YAŞANANLAR

Öğrenci Meclisinin de konakladığı Erzurum Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü’nde Erzurum Milletvekili Adayı olan Efkan Ala zaten kalıyordu. Tehdit ve menfaat teklifleri derken orada bulunduğum süre zarfında böyle bir olaya şahit olmadım. Gece 3 gibi Bakanlar tarafından otel basılmış! Vay be! Ne kadar da havalı… Bu metni yazan arkadaş bu hikâyesini daha etkili hale getirmek için bari şunları da ekleseydi yazısına; “Gecenin bir vakti MİT mensupları tarafından il başkanları ikna odalarına alınarak psikolojik ve fiziksel müdahalelere maruz kalarak kararları etkilenmeye çalışıldı. Ama onlar her türlü baskıya rağmen mücadelelerinden geri adım atmadılar.”

Seçimi kazanana kadar doğulu kardeşlerimiz, hepimiz kardeşiz. Seçimden sonra ise gayrı milli ittifak bilmem ne gibi söylemler. Hiç samimi değilsiniz çocuklar. Böyle bir atmosferde de insanların size destek olmasını beklemeyin. Ancak kendiniz çalar kendiniz söylersiniz…

Sözde herhangi bir yere bağlı olmadan aday olmayanlar seçimi kazandıktan sonra Ülkü Ocakları Genel Merkezinin Adayı olmasını biz garipsemedik ama bu yalana inanan kardeşlerimiz eminim üzülmüşlerdir. Ne diyelim sağlık olsun gençler.

Sonuç itibariyle Ülkü Ocaklarının organize olarak illerden seçtirdiği kendi iradeleriyle hareket edemeyen 30 civarındaki il başkanının 9 tane il başkanını ikna ederek 39 oyla başkanlığı alması mı başarı yoksa tek başına çıktığı yolda 32 tane il başkanını ikna ederek 33 oy alan Trabzon Öğrenci Meclisi Başkanı Sefa Aydın’ın aldığı oy mu başarı?

MEB’İN HİÇ Mİ SUÇU YOK

Şimdi bazıları diyebilir tek suçlu bunlar mı? Hayır, elbette değil. Erzurum’da Talim ve Terbiye Kurulu yetkililerine söyledim. Madem siyasilerin meclise müdahil olmalarını istemiyorsunuz biz bunun reçetesini size yıllar önce verdik. 2012 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’i ziyaret edip neler yapılması gerektiğini anlattık. MEB Müsteşarlarıyla saatlerce neler yapılmasını görüştük. Talim ve Terbiye Kurulu’na yani sizlere de bunları saatlerce anlattık. Siz söylediklerimizi yapsaydınız bu meclis bu hale gelmezdi.

Şunu da ayrıca ifade etmek isterim ki bu yaptığımız teklifler ve görüşmeleri o dönemde şeffaf bir şekilde herkesle paylaştık. O zamanlar yaptığımız görüşmeleri merak edenler olursa geçmişe dönük araştırma yapabilir. Araştırma yapmak isteyenler bizimle temas kurarsalar biz de yardımcı olabiliriz.

MECLİSİN BABALARLA İMTİHANI

Bu yazımı meclise dâhil olduğum 2007 yılından bu yana şahit olduğum en garip bir olayı anlatarak tamamlamak istiyorum. 12. Dönem Türkiye Öğrenci Meclisi seçimleri için Trabzon, Bursa ve adayı son günlerde belli olan Ülkücü grup yarışıyordu. Bursa’daki il başkanının adaylığını sizlerle paylaşmak istiyorum. Aslında Bursa’daki kardeşimiz değil de babası adaydı. 50 yaşlarında birini düşünün. Elinde dosyayla sağa sola koşuyor. İl başkanlarıyla konuşuyor, şöyle böyle projelerimiz var diye anlatıyor. Seçim için oy istiyor. Şuna karar verdik şöyle yapacağız böyle yapacağız diye kararlarını açıklıyor. Çocuğunun kendi iradesini ortaya koyma gibi bir şansı maalesef yok. Ülkücü grubun meclisteki siyasi ambargosuna yıllarca şahit olmuştuk ama böyle bir olaya şimdiye kadar şahit olmamıştım.

Yine aynı adamın doğudan batıdan her taraftan siyasileri devreye soktuğunu öğrencilerin iradelerini etkilemeye çalıştığını düşünün. Öğrendik ki Bursa’da da benzer şekilde seçimleri kazanmışlar. Yaptığı tüm girişimlere rağmen sonuç alamayınca “siyasetin meclise girdiği bir ortamda biz yokuz” dedirterek çocuğunu adaylıktan çekerek gazeteci bakış açısıyla güya kahramanlık imajı oluşturmaya çalıştı. Adaylıktan çekilmesen sanki ne olacaktı ki? Kimseye destek vermeden çekiliyoruz demişler bir de… Çekildiği halde 2 oy almış, 2 tane de boş, bir tane de kendi oyu toplam alacağı oy potansiyeli 5 oy, o da boş atılanların Bursa’yı destekleyenlerden olduğunu düşündüğümüz taktirde. Bursalı kardeşimiz şahsında gerçekten saf ve temiz biriydi. Hem meclis tarihinde hem normal hayatımda bir babanın çocuğunu bu derece kötü duruma düşürebildiğine hayal kırıklığıyla şahit oldum. Tam bir trajediydi…

MOSSAD’I DEĞİL ŞANLI ECDADINI ÖRNEK AL BRE GAFİL

Meclise katıldığım günden günümüze kadar samimi insanları da gördüm, ikili oynayanları da, ajancılık oynayanları da, seçim için her türlü çirkefliğin içerisinde olanlara da şahit oldum. İsrail istihbarat örgütü Mossad’ın “içinde adamımız olmayan bir yapılanma yoktur” iddiasını kendine misyon belirleyen gençlerin olduğu bir zihniyet düşünün. Bir seçim için bu kadar şekilden şekile girmeye gerek yok arkadaşlar.

Bu yazımı Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun güzel bir sözüyle tamamlamak istiyorum. “İki saniye sonrasına garantimiz olmayan bir hayatta, fırıldak olmaya gerek yok!”

Hadi kalın sağlıcakla…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir