Futbol İçin Sokağa Dökülenler!

taraftar
Futbol İçin Sokağa Dökülenler!
Muhammed Muhsin AKSOY (15 Mayıs 2012)
Bir şike muhabbetidir sürüp gidiyor. Binlerce insan aynı amaçla toplanıp sloganlar atıyor. Maçların ardından polis araçları yakılıyor. Farklı taraftar grupları bir araya gelince iç savaşı andıran görüntüler ortaya çıkıyor.

Hz. Adem’den günümüze kadar hak ile batıl mücadelesi süregelmekte iken müslümanların düştüğü hallere bakın. Allah rızası için malını canını feda eden ecdadın torunlarının düştüğü hallere bakın. Polis arabalarını yakanlar ve sokakta karşı taraftaki insanlara taş atanlar kimin rızası için bunları yapıyorlar. Hz. Adem’den günümüze kadar devam eden ve kıyamete kadar sürecek olan hak batıl mücadelesinde hangi taraf için hizmet vermekteler.

Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar için, işsizler için, yoksullar için, yetim ve öksüzler için hak adalet istemek namına neden bu insanlar hiç ortalıkta gözükmüyor? Neden Filistin’de diğer ülkelerde zulüm gören mazlumlar için sesiniz çıkmıyor? Zihinleriniz sadece futbola mı çalışıyor? Ne zaman uyanacaksınız? Ne zaman şuurlanacaksınız? Ne zaman adil bir dünya düzeninin kurulması için bir kıvılcım başlatmanız gerektiğinin farkına varacaksınız?

Rahmetli Erbakan Hocamızın bir sözü vardı: “Ne zaman futbol stadyumları hakkı hakim kılmak isteyenlerin kalabalıklarıyla dolar taşar, biliniz ki zafer yakındır!” Allah (cc) o bilinçte bir nesil olmayı bizlere nasip etsin.

Yazımı İstiklal Şairimiz Mehmet Akif ERSOY’un bilinçsizliğe karşı haykırdığı ve konuyu da kısaca özetleyen “Hani Milliyetin İslam idi” şiirininden bir kesitle tamamlamak istiyorum.

“Artık ey milleti merhume, sabah oldu uyan !
Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan?
Ne Kürtlük, ne de Türklük kalacak aç gözünü !
Dinle Peygamber-i Zişanın İlahi sözünü.
Veriniz başbaşa; zira sonu hüsranı mübin,
Ne hükümet kalıyor ortada, billahi ne din !
“Medeniyet !” size çoktan beridir diş biliyor;
Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.

Ne bu şuride siyaset, ne bu fasid dava?
Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz…
Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!
Bunu benden duydunuz, ben ki evet, Arnavudum…
Başka birşey diyemem… İşte perişan yurdum!…”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir