Erbakan’ı anıyoruz ama anlıyor muyuz?

erbakan

Erbakan’ı anıyoruz ama anlıyor muyuz?
Muhammed Muhsin AKSOY (27 Şubat 2014)

Her şey bir anda gelişmedi aslında. Birçok şeyi yaşayarak tecrübe etti. Yaptığı hizmetleri kendi ülkesinde yapmak istediği, engellendiği ama mücadelesinden vazgeçmediği için her kesim tarafından saygıyla anılıyor.

Almanya’da akademik kariyerine devam edebilirdi. Kendisine sunulan imkanları değerlendirebilirdi. Ama o vatanına hizmet etmeyi belki de en zor olanı tercih etti.

Tarihte hiçbir hak dava saman alevi gibi yayılmamıştır. Bir hazırlık safhası ve uzunca bir mücadele dönemi vardır. Erbakan’ı Erbakan yapan ise şairin dizesinde “Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır” şeklindeki ifadesinde geçtiği şekliyle her adımında kendisine yapılan engellemeler, mücadeleden vazgeçmediği için yükselişine ve davasının büyümesine vesile olmuştur.

Peki derdi neydi?

Dünya kurulduğundan beri bir hak-batıl mücadelesine sahne oluyor. Yıllarca ecdadımız hakkın batıla üstünlüğüne vesile olmuş ve dünyada adaleti tesis etmiştir. Yaklaşık iki yüz yıldır ise dünyada batıl hakimiyeti ön plana çıkmış ve ne huzur ne saadet hiçbir şey kalmamıştır. Bu sistem öyle bir sistem ki insanların huzur ve mutluluğunu elinden almak için ne gerekiyorsa yapmakta… İşte böyle bir düzende ufaktan başlayarak bu düzenin çarkını bozmaya başlayınca engellemelere maruz kaldı. Her engellemede daha çok bu düzenin üzerine yürüdü.

En sonunda anladı ki sivrisinekleri tek tek öldürmekle bu iş olmayacak, bataklığı kurutmak gerek! İşte bu doğrultuda dünyada huzur ve refahı getirecek bir adil düzen için çalışmaya başladı.

Böyle bir mücadelenin içerisine girdiği için kendisi çeşitli iftiralara maruz kaldı. Zaman geçip günümüze gelindiğinde üzerine atılan iftiraların asılsızlığı bir bir ortaya çıkmaya başladı. Bazı kesimler onun mücadelesini bir siyasi hareketten ibaret zannetseler de aslında onun mücadelesi dünyanın sistemini değiştirmekti.

Onunla bu yola girenlerin bir kısmı onu yarı yolda bıraktılar. Onu yarı yolda bırakanların gerekçeleri neydi peki? Bu şekilde bir idealin gerçekleşmesine inanmadıkları gerekçesiyle kendisini yarı yolda bırakmışlardı. Peki bu idealden ayrılıp hangi idealin peşinde saf tutmuşlardı? Ne yazık ki yıllarca mücadele edilen dünyayı sömüren batılı zihniyetle aynı safta yer aldılar.

Sonuç, İslam dünyası bölük pörçük… Dünya sömürülmeye devam ediliyor. İnsanlık saadet bekliyor. Dünyanın bir köşesinde zulüm olsa maalesef batılı zihniyetten medet umar bir haldeyiz…. Çevremizde ayağını sağlam bir şekilde yere basabilecek bir komşu ülkemiz kalmadı… Ülke içerisinde sürekli bir gerilim, sürekli bir stres, sürekli bir tedirginlik hakim…

Şimdi Erbakan hocamızı rahmetle anıyoruz. Ancak kendisini ve fikirlerini anlıyor muyuz? Hayattayken anlamazken, hayatta iken yanında durmazken vefatından sonra ne kadar anlayabiliyoruz. Yoksa Ferîd Kam’ın aşağıdaki dizesinde ifade ettiği gibi bir durum mu var ortada?

“Sağlığında nice ehl-i hünerin.
Bir tutam tuz bile yoktur aşına.
Öldürüp onu evvel açlıktan.
Sonra bir türbe yaparlar başına.”

Erbakan hocamızın davasını gerçek manada anlamak ve adil bir dünya düzenini kurmak umuduyla…

One Response to Erbakan’ı anıyoruz ama anlıyor muyuz?

  1. Abdullah AKSOY diyor ki:

    Başkan eline beynine sağlık gerçekten elekten süzerek, ilmi ve psiko-sosyal bir kritik yapmış ve biraz beyni çalışabilenlerin önüne koymuşsun, anlayabilen, görebilen, duyabilen ve biraz olsun imani, ve vicdani hislerle hissedebilenlere ne mutlu. selam ve başarılarla…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir