Doğu Türkistan Zulmü!

Doğu Türkistan; çok zengin bir tarihe sahip, görkemli dağları, çölleri, otlak alanları, ormanları ve önemli madenleri olan bir coğrafya. Adeta Asyanın kalbi diyebileceğimiz bir bölge. Türkiye’nin iki katı büyüklüğünde, Çin’in ise altıda biri büyüklüğünde bir bölge.

Doğu Türkistan, yetiştirdiği Müslüman devlet adamlarıyla ve İslam alimleriyle İslamiyetin yayılmasında ve gelişmesinde çok önemli bir yere sahip.

1870’li yıllarda; Çin, Rusya ve İngiltere’nin baskısına karşı hilafete bağlılığını bildiren ve Osmanlı tarafından desteklenen Doğu Türkistan, kısa bir dönem nefes alsa da  maalesef Çin işgallerinden bir türlü kurtulamamıştır.

1933 yılında bağımsızlığını ilan eden Doğu Türkistan, 1934 yılında tekrar işgal edilmiş; en son 1944 yılında tekrar bağımsızlığını ilan etmiş ancak 1949 yılında tekrar Çin işgaline maruz kalmıştır.

1980 yılına kadar Doğu Türkistan’da yaşanan hadiselerden dünya habersiz kalmıştır. Dünyada haberleşmenin gelişmesiyle birlikte Doğu Türkistan’da yaşanan zulüm yavaş yavaş duyulmaya başlandı. Ancak yapılan zulümler karşısında gür bir ses maalesef çıkmadı, çıkmıyor.

GÖZETİM ALTINDA BİR YAŞAM

Doğu Türkistan 35 milyon Müslümanın yaşadığı açık bir hapishane. Bu büyüklükte belki de dünyanın en büyük hapishanesi diyebiliriz. Adım başı polis çevirme noktaları, kameralar, zırhlı araçlar, sokakta gezen silahlı askerler, adım başı kimlik soran polisler, adım başı üst aramaları, sokakta yüzünüzü tarayan kameralar, telefonlarınızı karıştıran polisler…

İşçilerin kullandığı aletler bile sisteme kaydediliyor. Yolda yürüyen insanların kimlikleri anlık olarak sistemden takip ediliyor. Hızlı yürüyenler, aracını farklı bir yere park edenler hemen sisteme düşüyor. Sürekli gözetim altında olduğunuz bir açık hapishane olarak düşünün.

BÖLGEYE UYGULANAN ZULÜM

Çin hükümeti, asimilasyon politikaları ve insan hakları ihlalleri ile bölge halkına yıllardır zulmediyor. Doğu Türkistan’da yaşanan zulümler nedeniyle bir çok kişi başta komşu ülkeler olmak üzere farklı ülkelere kaçıyor ve sığınmak zorunda kalıyor.

Çin’den kaçan Uygurlular komşu ülkelerde uzun süre kalamıyor. Çin’in baskıları nedeniyle Uygurlu mültecilerin; özellikle Pakistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan’da her an Çin’e sınırdışı gönderilme riskleri bulunuyor.  Çin’e gönderilenlerin çoğu idam ediliyor. İdam edilmeyenler ise işkenceye maruz kalıyor ve en az 15 yıl hapis cezası alıyorlar. İade edilenlerin bir kısmından ise haber dahi alınamıyor.

Çin, Doğu Türkistan bölgesine çeşitli teşviklerle Çinlileri yerleştiriyor. Bölgeyi asimile etmek için elinden gelen tüm insanlık dışı uygulamaları yapıyor. Uygur Türklerinin dinlerini yaşamalarına engel oluyor. Camiye girmeleri için insanların belge çıkarması gerekiyor. Ramazan aylarına özel bira içme festivalleri düzenleniyor. Bir kişi yalnızca sağlığını düşünüp içkiyi kötülese ‘rejim düşmanı’ ilân edilip hapse atılıyor. Camilerin yakınlarına ‘Allah size ekmek vermez.’ yazılıyor.

Doğu Türkistan’a Doğu Türkistan demek yasak, Doğu Türkistan bayrağı yasak, Ramazanda oruç tutmak yasak…

1949’dan beri Çin işgali altında olan bu bölgede şu anda 35 milyon civarında Müslüman yaşıyor. Doğu Türkistan’ın işgalinden bu güne kadar da 35 milyon civarında Müslüman katledilmiş. İkinci dünya savaşı sırasında ölen insan sayısı 60 milyon civarında. Doğu Türkistan’da nasıl bir katliam yapıldığını düşünün artık!

Hapishanalerdeki ve toplama kamplarındaki insanların organları, devlet ve mafya işbirliğiyle satılıyor. Hapishanelerde ve toplama kamplarında domuz eti zorla yediriliyor.

2000 yılından itibaren 15-22 yaş arasındaki kızlar, meslek edindirme ve zenginleştirme bahanesiyle çinin iç bölgelerine zorla getirilip ağır koşullar altında çalıştırılıyor. Devlet ve mafya işbirliği ile kadınlar fuhuşa zorlanıyor. Bu durumda olanların 1 milyonu aştığı söyleniyor.

Dini bilgi almış 4-15 arasındaki çocuklar İslama karşı bir ideoloji ile yetiştiriliyor. Çinli çocuklara, Uygurları terörist olarak gösteriyorlar.

Çin’in yeni ve en aşağılık zulmü ise ‘kardeş aile’ projesi. Bu hain proje ile Uygur Türklerinin evindeki erkekleri toplama kamplarına alıyorlar. Sadece kadınların bulunduğu evlerde Çin Komünist partisi üyeleri zorunlu misafir olarak kalıyor.  200 bin ÇKP üyesini iki aylık dönemde en az 5 gün misafir etmek zorundalar. Reddetme hakları yok!

DÜNYA SİYASETİ

Doğu Türkistan’da oruç tutmayı yasaklayan Çin hükümeti, Türkiye’de okuyan Uygurlu öğrencilere iftar veriyor. Ailelerine bir şey olmasından endişe eden öğrenciler, Çin’in şirin gözükme oyununda yer almaktan başka çare bulamıyor.

Türkiye ile Doğu Türkistan arasında olan derin bağları zedelemek için Türkiye’de yaşanan terör olaylarında teröristlerin kimlikleri Uygurlu terörist olarak kamuoyuna lanse ediliyor. Reina olayında olduğu gibi.

Çeşitli dönemlerde askerler sivil kıyafet giydirilip Uygurlu Müslümanları katlediyorlar. Dünya kamuyouna da etnik bir kargaşa olarak lanse ediyorlar. Kendini savunan Uygurlu Müslümanlar da terörist gibi gösteriliyor.

 EKONOMİK BOYUTU

Doğu Türkistan ile ilgili şimdi sayacağım özelliklere baktığımız zaman, Çin’in neden bu bölgeyi işgal ettiğini daha iyi anlayacağız.

Doğu Türkistan, senelik ortalama 2 bin 600 ile 3 bin 400 saat arasında güneş alıyor. Bu da Çin’in en çok güneş alan bölgesi olduğu anlamına geliyor. Aldığı güneş süresine bakılınca, güneş enerjisinden elektrik üretimi için bir numaralı bir bölge olarak öne çıkıyor.

Dağlık kesimleri dolayısı ile rüzgâr enerjisi üretiminin çok cazip olduğu bölgeyi Çin hükümeti fazlasıyla sömürmekte.

Değerli madenler, mineraller ve değerli taşların bulunduğu Doğu Türkistan bölgesi, sahip olduğu zengin yeraltı rezervlerinden ötürü 21. yüzyılın Kuveyt’i olarak anılmakta. Doğu Türkistan; petrol, doğal gaz, uranyum, kömür, altın ve gümüş madenlerinin bolluğu ile dikkat çekiyor. Çin yıllardır bu önemli hammadde kaynaklarını sömürüyor.

Geniş petrol rezervlerine sahip olduğu düşünülen Doğu Türkistan’da, 10.7 milyar ton petrol kapasitesi olduğu tahmin ediliyor.

Jeologların şu ana kadar yaptıkları araştırmalarda, 300 milyon ton petrol ve 220 milyar metre küp doğal gaz kapasitesi olan 13 yatak ortaya çıkarmıştır.

Petrolün yanı sıra zengin doğal gaz, kömür ve bakır yatakları da bu bölgeyi sömürgeci Çin ekonomisi için vazgeçilmez kılıyor. Kızıl Çin topraklarında çıkarılan 148 çeşit madenin 118 çeşidi Doğu Türkistan topraklarında yer alıyor. Bu da Çin’in toplam maden ocaklarının %85’ini oluştuyor.

SONUÇ

Sahip olduğu yeraltı ve yer üstü zenginliklerinden ötürü Doğu Türkistan yıllardır işgal altında. Sömürülmeyi, esareti kabul etmediği için milyonlarca insan katledildi.

Çin tarafından yapılan zulümler karşısında Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin yanındayız. Zulümler devam ediyor ancak; zulüm ebedi olamaz. Kötülük mutlaka hüsrana uğrayacaktır!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir