Bartholomeos’un Trabzon Planı!

bartholomeos

Bartholomeos’un Trabzon Planı!
Muhammed Muhsin AKSOY (16 Ağustos 2012)

Diyorlar ki çok sert yazıyorsun, üslubuna dikkat etmelisin vs… Ben çok mu seviyorum böyle konuşmayı? Böyle yazmak beni mutlu mu ediyor zannediyorlar? Genç yaşımızda geleceğimizin karartıldığını gördüğüm halde nasıl sakin yazılar yazabilirim? İçinde bulunduğunuz araba yolda hızlı bir şekilde gidiyor ve arabanın freninin patladığını ve ilerdeki sert virajı alamayarak uçuruma yuvarlanacağını görüyorsunuz! Bu durumda sakin olabilir misiniz? Bu durumda:

“Çok muhterem şoför bey, arabayı dikkatli sürmenizi istirham ediyorum…” gibi sakin bir ifade kullanabilir misiniz?

İşte bizim tepkimiz de sert üslubumuzda bundandır. Nasıl ki öyle bir durumdaki araçta sakin olamıyorsak; ecdadımızın emaneti, İslam coğrafyasının umut ışığı güzel memleketimizin araç konusunda verdiğim misaldeki gibi bir halde gördüğümüz için sakin olamıyoruz…

Ben de istiyorum sakin yazılar yazmak, şöyle güleceğimiz eğleneceğimiz yazılar… Ama böyle konularda yazılar yazmak, saldırgan hayvanlar tarafından etrafı sarılan devekuşunun başını kuma gömmesi gibi bir şey olacağı kanaatindeyim. Bakın şimdi size çok yakın zamanda yaşanmış bir olayı anlatacağım ve sakin olmanın mümkün olup olmayacağını sizin takdirlerinize bırakacağım.

Geçtiğimiz günlerde Bartholomeos Trabzon’a Sümela’da ayini yönetmek için üçüncü kez geliyor.

Sümela nedir?
– Müze…
Madem Sümela müzedir nasıl ayin yapılıyor orada?
– Hükümet izin vermiş…

Aman efendim gelip orda ayin yapsalar ne olurmuş…
Aman efendim Hıristiyanların çok önemli ibadet yeriymiş orası…
Aman efendim neden hoşgörülü olmuyormuşuz…
Aman efendim Osmanlı zamanında tüm dinlere özgürlük vardı…

İstanbul’daki Ayasofya ile Trabzon’daki Ayasofya aynı manayı taşımaktadır. Nedir bu mana?

“Ayasofyaların Cami yapılması, hakkın batıla karşı zaferinin bir simgesidir. Buralara hakkın hakim olduğunun manasını taşımaktadır. Bu yerlerin şerefli ecdadımızdan bize kaldığının ve ecdadımızdan bize kalan mirasa sahip çıktığımızın göstergesidir.”

Osmanlı zamanında dinlere hoşgörülü olunduğunu bu yaşanan olaylara kılıf olarak uyduranlara da birkaç sözümüz var. Bire gafiller! Müslümanlara bu ülkede çok mu hoşgörülü davranılıyor da gâvurlara hoşgörülü davranılması kaldı. Ayrıca Osmanlı zamanında yaşamıyoruz. Osmanlı olmak demek adaleti hâkim kılmaya vesile olmak demekti. Hükmettiğin yerlerdeki insanlara inançlarını yaşama hakkı tanımaktı. Sen ise dış baskılardan dolayı acizliğinden dolayı hak değil imtiyaz veriyorsun.

Şimdi gelelim şu Bartholomeos’un Trabzon’daki açıklamalarına. Fatih’in fethettiği, Kanuni’nin doğduğu ve Yavuz’un yönettiği bu şehre gelmiş elin gavuru neler diyor bakın hele…

“Bütün camilere, bütün ibadet yerlerine saygılıyız. Ancak Ayasofya konusunda bir ihtiyaç görmüyoruz. Yani cami var, oradaki muhtar beyin de söylediğine göre camiler çok ama boş. İlk önce onlar doldurulsun, ondan sonra Ayasofya’ya lüzum hasıl olursa Ayasofya da olabilir. Ama şu an ihtiyaç yoktur, siyaset vardır bu konuda. Ayasofya ibadete açılırsa yalnız Müslüman kardeşlerimize hizmet verecek. Ama müze olmaya devam ederse bütün vatandaşlara ve bütün yabancılara, Trabzon’u ve Karadeniz’i, Türkiye’yi ziyaret eden bütün yabancılara, bütün turistlere hizmet verecek. Yerli halkın bir de geliri olacak. Buradaki turizmin gelişmesine yardımcı olacak. Bu açıdan tekrar açık söylüyorum; müze olarak devam etmesinden yanayız.”

Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması konusunda siyaset vardır diyen adamın konuşması gördüğünüz üzere baştan aşağı siyasi manevralarla dolu. Sözlerini desteklemek için bizi kendi içimizden muhtarla vuruyor. Bir an dalgınlığa kapılsak:

“Adam da haklı be kardeşim, camilerimiz boş duruyor. Cami ihtiyacımız mı var sanki…” deriz.

Ama böyle dersek büyük bir yanlışa düşmüş oluruz. Barthelemeos’un siyaset var dediği konu şu şekliyle doğrudur. Yukarıda da söylediğim gibi Ayasofya’lar hakkın batıla karşı üstünlüğünün simgesidir. Bu işin siyaseti budur… Bu adamın karşı olduğu siyaset budur. Şimdi gel gelelim Ayasofya’nın cami olma durumuna siyaset diyen ve yeni camiye ihtiyaç yok dediği bölüme.

Ayasofya’lar yıllardır ezana hasretken nasıl oluyor da Sümela’da ayin yapılıyor? Bu siyaset değil de nedir? Yine camiler boş Ayasofya’nın ibadete açılmasına ihtiyaç yok derken bunların hiç ayinlerini yapacak yerleri kalmamıştı da Sümela’ya mı ihtiyaçları hâsıl oldu? Ayrıca sen Diyanet İşleri Başkanı mısın da camiye ihtiyaç olup olmadığı konusunda karar veriyorsun. Sayın Başbakanımızın kullandığı bir ifadeyle:
“Kimsin sen? Senin gramın ne çapın ne? General olmuş. General olsan ne yazar!” General kısmında papayı düşünebilirsiniz.

Şimdi de gelelim şu turizmdi gelir giderdi falandı filandı muhabbetine. Biz şerefli bir milletin evlatlarıyız. Biz, bize emanet edilen vakıf mallarını nasıl vakfedilmiş ise öyle kullanmasından yanayız. Vakıf mallarını maddi menfaatlerimiz uğruna farklı amaçlarla kullanılmasına müsaade etmeyiz.

Son olarak değinmek istediğim bir husus ise bu adam bu açıklamaları yapmadan önce Trabzonlu olduğunu düşündüğümüz ama maalesef zihniyetini Bizanslılara satmış olan insanların aynı Bartholomeos’un açıklamalarının paralelinde açıklamalar yapmış olmalarıdır. Sen hangi tarihin evladısın? Neden bizansın oyunlarına alet oluyorsun? Neden zihnini bizanslılara satıyorsun?

Eee, ne yapalım şimdi? Bunlar olurken nasıl sakin olalım? Bir taraftan dış mihrakların sinsi oyunlarını oynarken diğer taraftan içimizdeki satılmış beyinler aydın diye ortada cirit atarken nasıl sinirlerimize hâkim olalım? Ayrıca kullandığım üslup Sayın Başbakanımızın üslubundan çok mu abartılı ki?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir