Ayasofya Nasıl Müze Oldu?

trabzon ayasofya

Ayasofya Nasıl Müze Oldu?
Muhammed Muhsin AKSOY (19 Ekim 2012)

Bu yazımda Fatih Sultan Mehmet’in emaneti olan Trabzon Ayasofya Camii hakkında araştırma yaparken “3. Göz” isimli bir gazetede rastladığım Ayasofya’nın bir ingiliz ajanı tarafından nasıl müzeye çevrildiğine dair bir yazıyı sizlerle paylaşacağım.

Yazıyı sizlerle paylaşmadan önce Trabzon’umuz hakkında birkaç kelam etmek istiyorum. Trabzon’umuz; yaylalarıyla, hırçın deniziyle, tarihi yerleriyle ve en önemlisi İslam âlimleriyle ülkemizin en güzide yerlerinden biridir. Yine Trabzon’umuz; Fatih’in Fethettiği, Yavuz Sultan Selim’in yönettiği ve Kanuni’nin doğup büyüdüğü bir ilimizdir.

Fatih’in Trabzon’un Fethiyle birlikte Ayasofya’yı İstanbul’daki Ayasofya gibi camii olarak vakfetmiştir. Bu hakkın batıla karşı üstünlüğünün bir sembolüdür.
Şimdi de Ayasofya Camii ile ilgili o yazıyı paylaşıyorum. İşte o yazı:

“Şimdi gelelim işin özüne. Ayasofyaların tamamı saray hazinesine ait oldukları için imparatorluğu fetheden imparatorun şahsi mal varlığına geçmesi hasebiyle hukuki statüleri diğer kiliselerden çok farklıdır. İznik Ayasofya Gazi Orhan Beyin, İstanbul ve Trabzon Ayasofyalar da Fatih Sultan Mehmet’in şahsi mal varlıklarındandırlar. Cami olarak vakfedildiklerinden dolayı da kıyamet sabahına kadar camiden başka bir işlev göremezler. Tıpkı Trabzon Ayasofya Camii gibi. 1961 yılına kadar aslına uygun şekilde ibadete açık olan Trabzon Ayasofya Camii, bölgeye nasıl ve kimin himayesinde geldiği bilinmeyen İngiliz ajanı Prof.David’in hileleriyle ibadete kapatılıyor. Anıtlar Kurulu görevlisi olarak Ayasofya’da tadilat görevi yapan David, beş yılı aşkın süre kaldığı Trabzon Fatih Mahallesinde kısa zamanda kendini yerel halka sevdirmesini başararak hilesini rahatlıkla işleve koymayı başarmıştı. Olayın birinci derece şahitlerinden ve de Trabzon Fatih Camii Mimarlarından Kemal Bektaşoğlu ile yaşananları değerlendirdik. Bektaşoğlu gelişmeleri bakın nasıl anlatıyor; “Ayasofya Camii mahallemizin ibadet merkeziydi. Bir gün camii restore etmekle görevli olduğunu söyleyen David adında bir İngiliz Profesörü mahallemize yerleşti. Çocuklara şeker dağıtır, hastalarımızla ilgilenir, dara düşmüşlerin yardımına koşar, hamsi yer, horon oynar bir adam. Kısa zamanda kendini sevdirmesini bildi. Bir yandan İslami öğrenmek istediğini söylüyor, öte yandan da sözde camimizi tamir ediyordu. Tabi bizler zamanında ayıkamadık. Namaz saatinde devamlı tamir yapıyorum gerekçesiyle kafamıza toz döker, cemaati rahatsız ederdi. “Efendiler ne yapayım işim bu. Sizleri de rahatsız ediyorum” diye de özür diler, güya işini yapardı. Bu şekilde tam beş yıl boyunca bu adam bizim mahallede kaldı. Zamanla cemaat bu tamirat işinden hay6li rahatsız olmaya, namaza camiye gelmemeye başladı. David, bu durum karşısında üzüldüğünü belirterek, caminin bir bölümünü kapatıp, öyle çalışmak istediğini belirtti. Bizler de kabul ettik. Meğerse kapattığı yerde ne kadar Hıristiyanlıkla ilgili motifler varsa onları ortaya çıkarıyormuş. Sonrasında cemaate yönelik “Yahu sizi de anlayamıyorum. Her biriniz mali durumu yerinde olan insanlarsınız, elin Kilisesinden bozma camide ibadet etmek neyinize. Bakın beş yıldır tamiri de bitmiyor. Yapın düzgün bir cami de ben de rahatça tamiratını bitireyim” diye bir öneri getirdi. Dönemin Valisi Vefa Poyraz da “Bana kaynağını söyleyemeyeceğim bir yerden ödenek geldi. Yeni camiye başlayın ödeneği oraya aktarayım” diyerek bizleri teşvik etti. 1960 yılında 37 Bin Lira ödenek çıkardı. Bu parayla yeni camii inşaatına başladık. Bir yıl içinde camiyi ibadet edilir hale getirdik. Tabi Ayasofya Camii de geçici olarak ibadete kapatılmış oldu. David rahat çalışsın diye. Zamanla gördük ki Ayasofya cami olmaktan çıkmış, kiliseye dönüştürülmüştü. Biz yeniden burayı Camii olarak ibadete açmak istedikse de dönemin muhtarı Dişçi Mustafa Ustaoğlu buna engel oldu. Zamanın koşullarında bir art niyet sezmediğimiz için de üzerine fazla gitmedik. Ayasofya Camiinin son imamı Muhammed Yazıcı Hocaydı. Bir ara David devlet görevlilerince yakalanıp sınır dışı edildi. Tabi bu da ayrı bir oyun muydu onu bilemiyoruz. Fakat yaşanan gelişmeleri görünce oynanan oyunun büyüklüğünü şimdi fark ediyoruz.

Bir gecede Alemi söktürdü

Ayasofya Camiinin tepesindeki ALEMi bile bize söktürdü İngiliz ajanı. Yeni yaptığımız Camiye Âlem takmamız gerektiği için Alem arayışına girdik. Fakat David yine bizi kandırarak “Ne yapacaksınız yeni alemi. Ayasofya’nın tepesindekini gece yarısı indirin, yeni camiye takın. Ben rapor etmezsem kimse bir şey demez” diyerek bizleri kandırdı. Ayasofya’nın tepesindeki alem de indirilmiş oldu.

Trabzon Ayasofya hala daha Camiidir

İşin en ilginç yanıysa resmiyette hala daha camii olan Trabzon Ayasofya, her geçen yıl etrafında restorasyon
yapılıyor gerekçesiyle kiliseye çevrilmeye çalışılıyor. Ayasofyaların Hıristiyanlık için hiçbir dini değerlerinin olmadığını
belgeleriyle ortaya koymuştuk. Lakin dini değeri olmayan Ayasofyaların Hıristiyan batı alemi için siyasi olarak
önemleri çok büyüktür. İstanbul’da Bizans’ın, Trabzon’da da Pontus’un simgesi olarak kabul edilen Ayasofyaların Kiliseye döndürülmeleri demek, bu toprakların yeniden Bizans ve Pontus yapılması manasına geliyor. Anlamayan varsa kafasını dıvara vursun.”

Bu bilgilerden sonra Trabzon’umuzun imanlı ve inançlı insanlarına sesleniyorum. Hepinizi bu konular hakkında hemşerilerimizi bilinçlendirmeye ve Fatih’in emanetine sahip çıkmaya davet ediyorum.

Özgürlüğümüzün sembolü Trabzon Ayasofya Camii’nin ibadete açılması dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir